Saray Mutfakları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

VALİDE SULTAN MUTFAKLARI VE SOFRALARI NASILDIR? O DÖNEMLERİN SEVİLEN YEMEKLERİNDEN ''TERKİB-İ ÇEŞİDİYYE NASIL YAPILIR?

Merhabalar sevgili dostlar, Bugün Osmanlı Döneminde kadınlar ve mutfakları diyelim ve kısaca göz atalım. ''Matbah-ı Amire Emini''kontrolünde,Osmanlı Saray Mutfağının en önemli mutfak bölümleri arasında üçüncü kısım olan ''Valide Sultan Mutfağıdır''. Kalabalık bir mutfak kadrosuna sahip,aşçılarbaşılar,aşçılar,helvacılar,perhizciler,şerbetçiler,kalfalar ve şagirtlerden oluşan bir mutfaktır. Bu mutfakta çalışanlar,Valide Sultanların yanı sıra,Padişahın baş haremleri,Padişahın kızkardeşleri ve kızlarına hizmet eder ve adı ''Valide Sultan Matbah-ı'dır''. Her yüzyılda kendini yenileyen Saray Mutfağı,1475-1478 yıllarında,Fatih Sultan Mehmet döneminde yapılan,devasa mutfak,sayısız kubbe ve bacalarıyla,Marmara denizine bakan mutfağa ''Yeni Saray''adı verilmiştir. Fatih Döneminde mutfağın bir başka özelliği de yemeklerin çeşitliliğinden çok sade ve doyurucu olması önem kazanmış,aynı dönemde ''Fatih Kanunnamesi''ile Osmanlı' da ilk defa yemek yeme kuralları da uygulanmıştır. Bu kurallardan bir tanesi de ,Padişah'ın ailesi dışında kimseyle yemek yememesi ve sefere çıktığında ona ait olan ''Kuşhane Mutfağı''çalışanlarının,onunla birlikte gitmesiydi. Osmanlı da beslenme,sağlık ile iç içe olup,insan vucüdunda ki salgıları esas alarak ,geleneksel tıbbı kullanarak,mevsimine göre yiyecekler hazırlanır,bunun yanı sıra kişilerin mizaçları ve alışkanlıkları da dikkate alınırdı. Valide Sultan Sofraları,haremde iktidarın,siyasi otoritenin ve cömertliğin bir göstergesiydi. Harem de yenilen yemekler arasında,Pilavlara,çok sayıda etli ve kümes hayvanları ile yapılan yemeklere,dolma,şerbet ve helvalara rastlarız. Saray fırınlarında pişirilen ekmeklerden,böreklere,Helvahanedeki reçellere tatlılara,şerbet ve şuruplara,özellikle Bursa'dan getirtilen sirke ile kurulan kelem (lahana ) turşusuna,kısaca bu devasa mutfağın renkli dünyası,mevsimine göre,en kaliteli malzeme ve üst düzey ustalıkla hazırlanan yemekler ''Harem Sofralarına''yansımıştır. Her biri farklı damak zevkine sahip Valide Sultanlar,kendilerine has yemekleriyle tanınırlar. ''Hürrem Sultan'',Bıldırcın Dolması,pilavlar ve Tandır ile,Kösem Sultan(En güçlü ve bilge kadını),sağlıklı zeytinyağlı yemekler,yoğurtlu yemekler ve çorbalar ile,Mihrimah Sultan,tatlılara olan düşkünlüğüyle,Safiye Sultan,etli yemekler ile,Nurbanu Sultan,İtalya kökenli olması nedeniyle,deniz ürünleri ve makarna çeşitleriyle,Hatice Sultan ise geleneksel Osmanlı çorbalarını sevdiğiyle anılırdı. Bu hafta zamanı geriye saralım ve o dönemin genellikle düğünlerde,kutlamalar da özellikle de valide sultan sofralarında sevilen bir yemeğini hazırlayalım. Sofralarınız bereketli olsun. TERKİB-İ ÇEŞİDİYYE MALZEMELER: 500 gr Kuzu Kuşbaşı 150 gr Kuzu Kıyma 1 çay bar,Çiğ Badem 10ad Kuru Erik + 10 ad Kuru Kayısı 1 ad Kırmızı Elma 1 yem kaş Bal 4 yem kaş Nar ekşisi 1 çay kaş Tarçın + 1 çay kaş.Tuz 2 su bar Ilık su Dereotu HAZIRLANMASI: Tencereye etleri alın ve yüksek ateşte kavurmaya başlayın. Etler önce suyunu bırakacak daha sonra suyunu çekecektir. Etler kavrulmakta iken,nar ekşisi ve bal'ı bir kaseye alın ve su ile karıştırın. Kayısı ve çekirdeksiz erikleri ikiye kesin. Bademleri sıcak su içinde bekletin. Kuzu kıymasını bir kaseye alın ve tarçın ile tuz ekleyerek yoğurun. Et'lerin büyüklüğünde yuvarlayarak köfteler hazırlayın. Gelelim etlere;etler suyunu çektiyse ,nar ekşisi,bal ve su karışımını ilave edin ve 20-25 dakika pişirin. Bademlerin kabuklarını soyun ve bir avada hafiften kavurun. Pişmekte olan et lere,erik ve bademleri de ekleyin. 2 su bar suyunu ilave edin ve kısık ateşte pişmeye bırakın. Pişmekte olan etlere ,köfteleri ve kayısıları da ilave edin ve kapağını kapatarak pişirin. Elmanın çekirdek kısmını çıkarın ve kabuğuyla ince dilimler halinde doğrayın. Küçük bir kasede nişastayı 3-4 yem kaş su ile açın ve yemeğe ekleyin. Yemeğin üzerini elma dilimleri ile kaplayın. Tam orta kısmına da bir tutam dereotu yerleştirin. Kapağını kapatın ve kısık ateşte 20 dakika daha pişmeye bırakın. Servis esnasında elma dilimlerini ister tabağın alt kısmına ,isterseniz de etlerin üzerine dizerek hazırlıyabilirsiniz. Kuzu etinin hafif tatlı meyvelerle uyumu damaklarınızda lezzet patlaması yapacaktır. Herkese afiyet şifa olsun, Sevgiyle..🧡🧡🧡

DÜNYADA VE TÜRKİYEDE YEMEK HİKAYELERİ 5-HÜNKAR BEĞENDİ 'NİN HİKAYESİ VE TARİFİ NEDİR?SULTAN ABDÜAZİZ İLE İMPARATORİÇE EUGENİE'NİN BURUK AŞK HİKAYESİ NEDİR?

Merhabalar sevgili dostlar, Dünya'da ve Türkiye'de Hikayesi olan yemekler de konuğumuz ,buruk bir aşkın öyküsünden geriye kalan ''HÜNKAR BEĞENDİ'' Osmanlı MutfağınIN en önemli lezzet miraslarından biri olarak yüzyıllar geçsede,Türk Mutfağ ının en popüler davet yemeklerinden''Osmanlı Mutfağının Efsanesi'',özel günlerin,özel misafirlerimiz için genelde tercih ettiğimiz ve sofralarımıza konuk ettiğimiz yemeği ''HÜNKAR BEĞENDİ'' Türk Mutfağında patlıcan ile yapılan yemeklerin sevildiğini hepimiz biliriz ve özellikle de patlıcan'ın köz halinin enfes lezzeti ile kırmızı et'in buluşmasının ortaya çıkardığı lezzet şöleni hepimizin bu yemeği sevmesinin önemli nedenidir. Osmanlı Mutfağının en nadide lezzetlerinden biri olan ''HÜNKAR BEĞENDİ''nin bir de hüzünlü bir aşk hikayesi vardır.Ve bu eşsiz lezzet bu aşk'tan doğmuştur. Osmanlı İmparatoru Sultan Abdülaziz,yurtdışına seyehat eden ilk Osmanlı Padişahıdır.Yenilikçi,göterişten uzak,sakin bir yapıya sahip olan Sultan Abdülaziz,ayrıca yetenekli bir resamdır da.. Takvimler Haziran 1867'yi gösterdiğinde ,Sultan Abdülaziz'in bu yeteneğini bilen Fransa İmparatoru III.Napolyon,''Milletler ArasıParis Sanayi Sergisi''nin açılışı nedeniyle Sultan Abdülaziz'i Fransa'ya davet eder.Aynı tarihlerde İngiltere Kraliçesi Victoria'da Padişahı Londra'ya davet edince ,Abdülaziz her iki daveti de kabul ederek Avrupa seyahatine çıkar.ve Osmanlı tarihinde seferler dışında,İstanbuldan ayrılarak,yabancı Ülkelere seyehate çıkan yegane Padişah ve hristiyan dünyasına dost olarak giden ilk Halife Abdülaziz olur. Sultan Abdülaziz,Paris ziyareti sırasında ,resim sergisi ve sonrasında,Fransa İmparatoru III.Napolyon'un eşi İmparatoriçe Eugenie(Öjeni)ile tanışır ve İmparatoriçeye ilk görüşte aşık olur,ama hisleri tek taraflı değildir. Ağustos 1867 de Sultan ,Fransa ve İngiltere ziyaretlerini tamamlayarak yurda döner. Ardından 2 yıl sonra,yani 1869'un sonlarına doğru Süveyş Kanalının açılışı nedeniyle ,III.Napolyon ve İmparatoriçe davet edilir ,lakin açılışa Napolyon işleri nedeniyle katılamayarak eşini gönderir.İmparatoriçe Eugenie ,Mısır'a gemiyle yolculuğa çıkınca önce İstanbul'a ,Abdülazizin yanına gelir.İmparatoriçe Eugenie ,Boğazın şaşaalı ama mağrur bekçisi''Beylerbeyi Sarayı''na ayak bastığında ,Sultan Abdülaziz de Dolmabahçe Sarayından saltanat kayığıyla Saraya gelmiştir bile.. Sultan'ın ,Eugenie için hazırlattığı gecelik entarisi yapılması için altın işlemeli şal,şehrin tüm sokaklarının da fısıltılarında ana konusu olmuştur. 2 yılın sonunda ,iki aşık,sonunda Konstantiniyye'de kavuşmuş,o geceyi birlikte geçirmişlerdir. Sultan Abdülaziz Eugenie'ile kavuşmasının şerefine Sarayda her şeyin en güzel olmasını ister ve Saray Mutfağına Eugenie'ye özel yeni bir yemek hazırlamalarının haberi gönderir. İmparatoriçe yanında getirdiği mahiyetinde ki aşçınında Saray mutfağında saray aşçıları ile birlikte kolları sıvarlar.Sultan ve Eugenie'ye için özel bir yemek hazırlamaya girişirler.Köz de patlıcan aşklarının ateşini temsil eder,padişahların en sevdikleri ve sofralarından eksik etmedikleri kırmızı et'te patlıcana eşlik eder.eugenie'nin aşçısı da İmparatoriçeyi anımsatması adına Fransız mutfağının sevilen sosu ''Başamel sosu''közlenmiş patlıcanla buluşturur.Ve bu büyük aşkı her iki mutfağın sevilenleri ile harmanlarlar.Bu muhteşem yemek Padişah ve Eugenie'ye sunulur ve sonuç için mutfakta heyecanlı bekleyiş başlar...Gerek Eugenie,gerekse Padişah bu eşsiz lezzette ki yemeği çok beğenir ve aşçılara beğendiğinin haberini yollar.Bu haber üzerine her iki aşçı da içleri rahat bir şekilde çok sevinirler ve ''HÜNKARIMIZ BEĞENDİ''derler.İşte o büyük aşkın birlikteliğinden doğmuştur ''HÜNKAR BEĞENDİ''.. Abdülaziz ve Eugenie'nin aşkına gelirsek,birlikte geçirilen bir haftanın sonunda ,Sultan Abdülazizin annesi''Pertevniyal Valide Sultan'',Eugenien'in Saray da kalması taraftarı olmaz ve hatta sert bir dille ''Memleketine dön,senin kocan yok mu? diye sesini yükselterek ,gitmesini söyler.Ancak buna rağmen İmparatoriçe İstanbul'dan olaylı değil,mutlu bir şekilde ayrılmıştır. Bu hikaye de böylece yarım kalır ve III.Napolyon'nun tahttan indirilmesiyle Eugenie,İngiltere'ye sürgün edilir.Bir süre sonra da eşini ve çocuğunu kaybeder.Bu arada İstanbulda da durumlar hiç iç açıcı değildir. Sultan Abdülaziz ,tüm tarihi kayıtlara,intihar olarak geçse de ,tahttan indirilir ve yatağında bilekleri kesilmiş olarak bulunur.Son yıllarda öldürüldüğüne dair iddialar da bulunmaktadır. Sürgünle birlikte Fransa'ya gidemeyen Eugenie,40 küsur yıl aradan sonra İstanbul'a tekrar gelir ve Padişah Sultan Reşad'a Abdülaziz'in oğlu Yusuf İzzettin efendiyi görme talebini iletir.Bu,küllenen aşkına hem yeniden bir ''Merhaba'',hemde ''Elveda''demektir. İspanyol Kültür Merkezi ''Cervantes Enstitüsü'nün''Müdürü ''PABLO MARTİN ASUERA'nın yayınladığı ''MAVİ SÜTUNLU SARAY''isimli kitabında belirttiği gibi,hikaye doğrulanarak,tarih sayfalarına hüzünlü ve buruk bir aşkın öyküsü olarak geçmiştir. Sultan Abdülaziz ve Eugenie'nin hüzünlü ve buruk aşkından da bizlere Türk Mutfağının en önde gelen yemeklerinden ''HÜNKAR BEĞENDİ'',ENFES lezzeti ve hikayesi ile miras kalmıştır. HÜNKAR BEĞENDİ,batılı anlamda bir tekniğin,Osmanlı kültürüne adapte edilmesiyle üretilmiş bir yemektir. Dün,bugün ve yarın da bu hikaye dillerden dillere gezmeye,Hünkar Beğendi de sofralarda,özel günlerimizi süslemeye devam edecektir. Haydi bir güzellik yapalım ve bu hafta yada en kısa zamanda Sultan Abdülaziz ve Eugenie'nin aşklarının anısına HÜNKAR BEĞENDİ'yi soframıza taşıyalım. Sevgiyle...
HÜNKAR BEĞENDİ MALZEMELER: 750 gr Dana Kuşbaşı (aslı kuzu eti ile yapılmaktadır) 1 ad kuru soğan 4 ad Domates (İlk tarifte Osmanlı domatesle tanışmadığı için domates yoktur.19.yüzyıl sonlarına doğru yemeğe domates eklenmiştir) 1 yem kaş domates salçası 2 yem kaş zeytinyağ + 2 yem kaş tereyağ ( gerçek tarifinde sadece sade yağ ve kuyruk yağı kullanılmıştır) Tuz + Karabiber 4 su bar Su PATLICAN BEĞENDİ İÇİN: 5 ad Büyük Patlıcan 2 yem kaş Un 2 yem kaş tereyağ 2 su bar Süt 1 su bar kaşar peyniri rendesi ( Tuz + Karabiber + 1 çay kaş Muskat rendesi TABAK SÜSLEME: Közlenmiş domates ve biber HAZIRLANMASI: Kısa sürede pişireceğimiz için eğer Dana eti kullanacaksanız düdüklü tencere tercih ediniz. tencereye zeytinyağını alarak yüksek ateşte kızdırın ve etleri ekleyerek mühürleyin. Etler suyunu bırakıp tekrar suyunu çekerek sadece yağı kalınca,doğradığınız kuru soğanı ekleyerek kavurmaya devam edin. Domateslerin kabuklarını soyun ve küçük küpler halinde doğrayarak karışıma ekleyin. Salça,tuz,karabiber ve suyunu vererek kapağı kapatarak düdüklü de ise takribi 20-25 dakika,kuzu eti ile hazırladıysanız kısık ateşte daha uzun sürede pişecektir. Tarifin aslında etler limon ve zeytinyağında bekletildikten sonra (kuzu etleri)şişlere bir et bir kuyruk yağ olarak (etler ve kuyruk yağı küp doğranmış olacak)dizilir ve mangal üzerinde pişirilir. Yıllar içerisinde tarif evrilerek biraz farklı hale gelmiştir.Ama özüne uygun olarak da yapılmaktadır. Bu arada patlıcanları ateş üzerinde közleyin ve bir naylon torba içine alarak nemlendirin(rahat soyulur ve köz kokusu içine çeker) Közlenen patlıcanları soyduktan sonra küçük parçalar halinde doğrayın.(tarifin aslında patlıcanlar ayrıca püre haline gelmesi için süzgeçten geçirilir) Diğer tarafta zeytiyağ ve tereyağını eritin un ilavesi ile kavurmaya başlayın. Un kokusunu çıkardıktan sonra sütünü yavaş yavaş ekleyerek pürüzsüz halde karıştırın. Bu başamel sosunuzdur,şimdi tuz,karabiber ,muskat ve patlıcanları ekleyerek karıştırın ve sıcak halde bekletin. Servis tabağına patlıcan beğendiyi alın. Orta kısmına suyunu süzdüğünüz etleri yerleştirin. Suyundan hafifçe üzerine gezdirin. Tabağın yan kısımlarına közlenmiş domates ve biberler ekleyerek ikram edin. Afiyet olsun.

KAVUN DOLMASI-OSMANLI SARAY MUTFAĞI

 KAVUN DOLMASI SUNUM SARAY GÖRÜNTÜSÜ.jpgMerhabalar sevgili dostlar,

Yöresel Mutfaklarımız dedik ve sıra geldi en önemli Mutfaklardan biri olan ''Osmanlı Saray Mutfağı''na..
Yaklaşık 700 sene boyunca Dünya Coğrafyasını egemenliği altına almış Osmanlı İmparatorluğunun Mutfağı da oldukça büyük ve görkemlidir.Egemenliği altına aldığı toprakların kültürüne ve gündelik alışkanlıklarına gösterdiği hoşgörü ile farklı yemek kültürü ve damak lezzetlerini kendi mutfakları ile harmanlamış ve ortaya eşsiz bir ''Osmanlı Mutfak Kültürü''çıkmıştır.
1475-1478 Fatih Sultan Mehmet döneminde yapılan mutfağın adı ''Matbah-ı Amire''dir.Bu dev mutfak 5250 metre kare alana sahiptir.Yemek pişirilen bölümlerin haricinde kiler,aşçı ve yamakların koğuşları,çeşme,cami ve hamamdan oluşmaktadır.
Mutfağın ana bölümleri :Kuşhane Mutfağı-Padişaha pişirilen yemekler,
Has Mutfak-Harem halkı,divan ve vezirler için 
Valide Sultan Mutfağı-Haremin üst düzey kadınları için
Ana bölümün dışında 6 bölüm daha vardır.Hamurcular,simitçiler,pilavcılar,kebapçılar,sebzeciler ve tatlıcılar şeklinde 60 kişilik aşçı ekibi ve 200 yamak çalışır.
Yemeklerde kuyruk yağı ve tereyağ tercih edilirken ,o dönemlerde zeytinyağı ilaç olarak kullanılmaktadır.Mutfaklarda domates hiç kullanılmaz,yerine baharat ve soslar tercih edilir.En çok tercih edilen aroma verici ise ''Erik''tir.
Osmanlı da sofra adabı,sofraya gelecek yemeklerin sırası,misafirlerin yemekleri hangi sırayla yiyecekleri herkes tarafından bilinen ve riayet edilen kurallardır.
Özellikle Ramazan ayında Osmanlı İftar Sofraları dillere destan olacak görkeme sahiptir.
Kısaca özetlersek et ve kümes hayvanlarından yapılan kebaplar,meyve ve baklagillerle pişen ekşi-tatlı et yemekleri,sade ve karışık pilavlar,hamur işi yemekler,börekler,etli sebzeler,dolmalar ,çorbalar ve çeşit çeşit tatlıların yanı sıra Saray Mutfağının olmazsa olmazı ''Şerbetler''İmparatorluğun mutfak kültürünü oluşturmaktadır.
İmparatorluğun her yerinden gelen insanların yaşadığı İstanbul şehri,İstanbul Mutfağı da çeşitli kültürlerin birikiminden yararlanarak şekillenen ve Osmanlı Mutfağının ana damarını oluşturmuştur.
İstanbul Mutfağı dediğimizde Osmanlı Saray Mutfağını görürüz.
Sayfalara sığmayacak kültürüyle kısaca sizler için özetlediğim Osmanlı Saray Mutfağının belli başlı yemeklerini seçmeye çalıştım,lezzeti tartışmasız muhteşem bir lezzet denemenizi tavsiye ederim.
  • MALZEMELER:
  • 1 ad orta büyüklükte Kavun (1500kg)
  • İÇ MALZEME:
  • 350 gr Kuzu-Dana karışık Kıyma
  • 1 ad kuru soğan
  • 2 yemek kaşığı tereyağ
  • 4 yem,kaş.Badem içi
  • 3 yemek kaş.çam fıstığı + 3 yem.kaş.kuş üzümü
  • 1 kahve fincanı haşlanmış pirinç
  • Tuz-Kişniş-Yenibahar-karabiber (1er çay kaş)
  • İnce kıyılmış maydanoz-dereotu (8 dal)
  • HAZIRLANMASI:
    Kuru soğanı yemeklik doğrayın ve tereyağ ile kavurun.
  • Kıymayı ekleyerek kavurmaya devam edin.
  • Bademlerin kabuklarını soyarak,kuş üzümü ve fıstıklarla beraber ilave edin.
  • Haşlanmış pirinci,maydanoz ve dereptunu,tuz ve baharatlarını ekleyerek karıştırın.
  • iç harcını ateşten indirin,kenara alın.
  • Kavunun tepe kısmını küçük bir kapak gibi kesin.
  • Kavunu enlemesine ortadan ikiye bölün ve orta kısmını bir kase içine boşaltın.
  • Kavunun çekirdek kısımlarının haricinde de etli kısmından da biraz oyarak çıkarın.
  • Kavunların orta kısımlarını iç harcı ile tepeleme doldurun.
  • Üzerine tereyağ parçaları ekleyin.
  • Bir fırın tepsisine yerleştirin.
  • Üzerlerine ıslattığınız yağlı kağıdı kapatın.
  • 180 derece de ısıtılmış fırında takribi 15 dakika fırınlayın. 
  • SOS İÇİN:
  • Kavunların içinden çıkan çekirdekli kısmı ve suyu
  • 1 yem,kaş,tereyağ
  • Maydanoz
  • Ayırdığınız kavunun çekirdekli iç kısmını suyuyla beraber bir tavaya alın.
  • 1 yem .kaş tereyağ ekleyin ve kaynamaya bırakın.
  • 10 dakika kaynadıktan sonra süzgeçten geçirin.Ve biraz maydanoz ekleyin. 
  • Fırından çıkan kavun dolmaların üzerine hazırladığınız sos'tan gezdirin.
  • Afiyet olsun.
  • Sevgiyle...

KAVUN DOLMASI TARİFİ NEDİR ? NASIL HAZIRLANIR ?OSMANLI SARAY MUTFAKLARINDAN BİR LEZZET..


                                                       KAVUN DOLMASI
             OSMANLI SARAY MUTFAKLARINDAN MUHTEŞEM BİR LEZZET..

     Kavun Dolması,her ne kadar günümüz de Türk Mutfağında sık rastlanan bir yemek olmasa da
Osmanlı Saray Mutfağının pek çok meyveli yemek ve dolma gibi 15. ve 16. yüzyıl döneminde önemli bir yere sahiptir.
     Elma Dolması (Tuffahiye),vişneli yaprak sarma ve pekmezli ayva dolması da bunlardan bir kaçıdır.
     Kavun Dolması,1539 yılının Kasım ayının ikinci yarısında yapılan,Kanuni Sultan Süleymanın
oğulları Şah Cihangir ve Beyazıt'ın sünnet düğününde ki çanak yağmasında sunulan ihtişamlı bir yemektir.
     O dönem mutfağında da tatlının ve tuzlunun birlikte kullanıldığının da göstergesidir.
Kavun ortadan ikiye bölünüp iç çekirdekli kısımları ile bir miktar da kavunun çıkarılarak hazırlanan sosunun yanı sıra,zırh kıyması,iç bademi,dolmalık fıstığı,pirinci,kuş üzümü ve baharatlar ile tatlandırılarak kavunu içine doldurulmak süretiyle fırınlanarak pişirilir.
     Servis tabağına alındıktan sonra ise,çekirdeklerinden yapılan sos gezdirilerek ikrama sunulur.
Belki de alışık olmadığınız tatlıyla tuzlunun birleşmesinden ortaya çıkan bu yemek tatmadan karar verilmemesi gereken bir lezzettir.
     Yeniliklere açık damak zevkleri için bu eski günlerden bugüne kadar gelen lezzeti denemenizi öneririm..yemeğimizin NEŞEM ÇELİK YOUTUBE KANALINDA VİDEOSU DA BULUNMAKTADIR..
      Şimdi sizler için detaylı olarak tarifini yazıyorum..Hepinize kolay gelsin...


  • MALZEMELER:
  • 1 adet orta büyüklükte (1,500gr) kavun
  • İÇ MALZEMESİ;
  • 350 gr kuzu-dana karışık zırh kıyması
  • 1 adet kuru soğan
  • 2 yemek kaşığı tereyağ
  • 1 kahve fincanı pirinç
  • 4 dolu yemek kaşığı iç badem
  • 3 dolu yemek kaşığı dolmalık fıstık
  • 3 dolu yemek kaşığı kuş üzümü
  • 1,5 tatlı kaşığı tuz
  • 1/2 çay kaşığı toz kişniş
  • 1/2 çay kaşığı karabiber
  • 1/2 çay kaşığı yenibahar
  • 7-8 dal ince kıyılmış dereotu
  • 7-8 dal ince kıyılmış maydanoz
  • KAVUNLARI DOLDURDUKTAN SONRA FIRIN ÖNCESİ ÜZERİNE:
  • Her bir dolmanın üzerine 1/2 yemek kaşığı tereyağ parçaları
  • SOS İÇİN:
  • Kavunun içinden çıkan çekirdekler,suyu ve kavun parçaları
  • 1 yemek kaşığı tereyağ
  • 5-6 dal ince kıyılmış maydanoz
  • YAPILIŞI:
  • Öncelikle kavunu tam ortadan ikiye kesin.Bir parçasının tepe kısmını şapka gibi çıkarın.
  • Çekirdek kısımlarını ve bir miktarda kavun kısmından bir kaşık yardımıyla çıkararak temizleyin ve bir tabağa alarak kenara bırakın.
  • İç harcı için kuru soğanı küçük doğrayın.
  • Tereyağını bir tavada eriterek soğanları ekleyin ve kavurmaya başlayın.
  • Bu arada pirinci bir küçük kasede su ekleyerek haşlamaya başlayın.
  • Kavrulan soğanlara kıymayı ekleyin ve kavurmaya devam edin.
  • Sırasıyla bademleri,fıstıkları,kuş üzümünü ilave edin ve karıştırın.
  • Ateşiniz orta ısıda olsun.
  • Haşlanan pirinçleri süzün ve soğuk sudan geçirerek ekleyin.
  • Tuz ve baharatlarını ekleyin karıştırın ve ateşten indirerek dereotu ve maydanozunu ilave ederek güzelce karıştırın.
  • Küçük bir tepsiye oyduğunuz kavunları oturtun ve iç harcını doldurun .
  • Üzerlerine tereyağ parçalarını yerleştirin ve birinin kapağını üzerine oturtun.
  • 180 derece de ısıtılmış fırında 15 dakika pişirin.
  • Kavunlar fırında pişerken sosunu hazırlayın.
  • Bir tavaya tereyağını alın ve eritin.
  • ayırdığınız çekirdekler,suyu ve kavun parçalarını tereyağına ekleyerek orta ateşte pişirmeye başlayın.
  • 10 dakika kaynatın ve süzgeçten geçirerek bir kaseye alın,ince kıyılmış maydanozunu ekleyin ve karıştırın.Sosunuz hazır.
  • Fırından çıkardığınız kavun dolmalarını servis tepsisine alarak üzerlerine sos gezdirin ve ikrama hazır...
  • Bu muhteşem lezzeti sevdiklerinizle paylaşın..
  • Hepinize afiyet olsun.
  • Sevgiyle...

                               FIRIN ÖNCESİ..

      
                                   MUHTEŞEM KAVUN DOLMAMIZ SERVİSE HAZIR...



SARAY MUTFAKLARI-ZEYTİNYAĞLI VİŞNELİ YAPRAK DOLMASI NASIL HAZIRLANIR VE PİŞİRİLİR?



ZEYTİNYAĞLI VİŞNELİ YAPRAK DOLMA
Merhabalar,
Bu güzel tarife başlamadan önce sizlere biraz bu tarifin geçmişiyle ilgili bilgi vermek isterim.
Osmanlı Mutfağı,gizli kalmış bir hazinedir.
700 yıl boyunca yaşamış dev bir imparatorluğun,Türk Mutfağına lezzet mirasıdır.
Orta Asya,Anadolu,Orta Doğu,ve Balkan ülkelerinin lezzetlerinin karışması sonucu
zenginleşmiş ve sınırları içindeki toprakların yemek kültürleri üzerinde derin izler 
bırakmıştır.
Ne varki,bu zengin mutfak,aşçı loncalarının yemek reçeteleri ve pişirme tekniklerini
meslek sırrı olarak saklama geleneği nedeniyle,dökümanlara geçememiş ve bir çoğu
hakkıyla günümüze taşınamamıştır.
Bugün hala Osmanlı Mutfakları kayıtlarına geçen reçeteleri bire bir uygulayan ve 
müşterilerine sunan az sayıda restaurant mevcuttur.
Bunlarda Topkapı,Dolmabahçe ve Edirne Sarayı Mutfaklarının yemek ve tatlı kayıtları,
çeşitli meslek gruplarının Osmanlı yaşam tarzına ilişkin kaleme aldığı kitaplar sayesinde
mutfaklarında hazırlanmaktadır.
Yemekler,çorbalar, tatlılar ve bir çok çeşit reçetelere sadık kalınarak pişirilmektedir.
Bende bu tarifi bu restaurantların birinden bire bir öğrenerek yapmaktayım.
Açıkça söylemek gerekirse içine vişne giren her dolma Osmanlı Mutfağının dolması
değildir.Her aşaması itina ile hazırlanarak pişirilmesi gerekmektedir.
1844 yılında bu tarifin reçetesine ulaşılmıştır.Aslında 17.yüzyılda Fatih Sultan Mehmet
döneminde de pişirilen bir yemek olmasına rağmen tarif 18.yüzyılda ortaya çıkmıştır.
Eğer yemek yapmayı sevgiyle ve sabırla hazırlıyanlardansanız o zaman bu tarif tam
size göre diyebilirim.Lezzet parmaklarınızın ucunda;haydi o zaman başlayalım.
  • MALZEMELER:
  • 2 su bardağı (300gr) baldo pirinç
  • 6 adet (800-900gr) kuru soğan
  • 350 gr çekirdeği çıkarılmış vişne
  • 1,5 su bardağı sızma zeytinyağ
  • 3 yemek kaşığı toz şeker
  • 1 çay kaşığı dolma baharı
  • 1 çay kaşığı karabiber
  • ,1 çay kaşığı kuru nane
  •  1 yemek kaşığı tuz
  • 1 çorba kasesi ince kıyılmış maydanoz ve dereotu
  • 2 yemek kaşığı dolmalık fıstık
  • 2 yemek kaşığı kuş üzümü
  • 500 gr asma yaprağı (büyük boy)
  • TENCERENİN ALT KISMINA YERLEŞTİRİLECEK MALZEMELER:
  • 2 adet halka doğranmış havuç
  • 2 adet ''            '''           kuru soğan
  • 2 adet   ''           ''           limon
  • Tencereyi kapatacak kadar asma yaprağı
  • Bu malzemeleri dolmayı pişireceğiniz tencerenin alt kısmına yerleştirin ve asma yaprakları ile üzerlerini kapatın.
  • DOLMANIN YAPILIŞI:
  • Kuru soğanları yemeklik dğrayın.Lütfen robot yada benzer elektrikli alet kullanmayın.
  • Doğradığınız soğanları bir tencereye alın ve zeytinyağını ekleyerek orta ateşte kavurmaya başlayın.
  • Soğanlar yumuşamaya başlayınva fıstıkları ekleyin ve fıstıklar hafif pembe renk alana kadar kavurun.
  • Pirinci sıcak su ile bolca yıkayın ve suyunu süzün.
  • Soğanlara pirinci,baharatları,tuzunu,şekerini,kuş üzümünü ekleyip karıştırın.
  • 1 orta boy kahve fincanı su ekleyerek kısık ateşte kapağı kapalı olarak demlendirin.
  • Demlenen dolma içine kıyılmış maydanoz ve dereotunu ekleyerek nazikçe karıştırın.
  • Vişneleri 3 su bardağı su ile 5 dakika kaynatın.Suyunu ve tanelerini ayırın.
  • Salamura asma yapraklarını sıcak suda bekletin ve soğuk su ile yıkayarak iyice süzün.
  • Şimdi dolmaları sarmaya başlayabilirsiniz.
  • Her bir asma yaprağına 1 dolu yemek kaşığı dolma içi üzerine 3 adet vişne yerleştirerek ince olmayan hafif tombul ve orta parmak uzunluğunda sarın.
  • Pişerken şişme payını da düşünerek çok sıkarak sarmamaya özen gösterin.
  • Daha önceden hazırladığınız pişirme tenceresine dolmaları dizin.Ve asma yaprakları ile üzerlerini kapatın.
  • 2,5 su bardağı vişne suyunu ve 2 yemek kaşığı zeytinyağ ile üzerine gezdirin.
  • Porselen bir tabak ile üzerini kapatın.
  • Kısık ateşte 45 dakika pişirin.
  • Ateşi kapattıktan sonra dolmaların tencere içinde ılınmalarını bekleyin.
  • Daha sonra servis tabağına alarak limon dilimleri ve vişne taneleri ile süsleyin.
  • İşte tarifimiz bu kadar,biraz uğraş istese de sonucuna değecek lezzet ve güzellikte olduğundan emin olabilirsiniz.
  • Sabır ve sevgiyle hazırlıyacağınız bu lezzet aileniz ve dostlarınıza keyifle sunabileceğiniz bir ikram olacaktır.
  • Şimdiden hepinize kolaylılar diliyorum.
  • Sevgiyle....


Bu lezzete kim hayır diyebilir...
1844 yılından günümüze ulaşan reçetesiyle nefis bir lezzet..

SU MUHALLEBİSİ NASIL YAPILIR



SU MUHALLEBİSİ

Saray Mutfaklarının bu en sevilen tatlısı o dönem hemen her ev de yapılan ve 
severek yenen muhallebiler arasında olmakla birlikte günümüz de bugün pek
sık yapılmamakla birlikte çoğu kişi tarafından bilinmemektedir.
Aslında hem lezzetli hem de diyet yapanlar için de tercih edilen bir tatlıdır.
Aslı gül suyu ve üzerine dökülen pudra şekeri ile olandır.Ama bazı kişiler
damak zevklerine göre pekmez dökerekte yemektedir.
Sizler damak zevkinize göre ister pudra şekerli isterse pekmezli olanını seçebilirsiniz.
İşte MALZEMELER:
2 su bardağı süt
4 su bardağı su
160 gr (1 su bardağı) toz şeker
80 gr (2 çay bardağı) mısır nişastası
ÜZERİNE:
Pudra şekeri 
Gül suyu
yada
Pekmez
Verdiğim tarif 30x25 ölçülerinde bir borcam yada tepsi içindir.
YAPILIŞI:
Su,süt ve toz şekerini bir tencereye alın.
Nişastayı küçük bir kaseye boşaltın.Su ve süt karışımı soğuk iken nişastanın 
üzerine 1 kepçe alarak karıştırın ve nişastayı çözün.
Tencerede olan su,süt ve şeker karışımını orta ateş üzerinde kaynamaya bırakın.
Şeker eriyince nişastayı karıştırarak ekleyin ve koyu bir kıvam alana kadar
karıştırarak pişirin.
Borcamı soğuk sudan geçirin ve muhallebiyi boşaltın.
Üzerini streç film ile kapatarak buzdolabında 2 saat bekletin.
Soğuyan muhallebinizi ister yuvarlak bir kalıp ile isterseniz kareler halinde
keserek servis tabağına alın.
Üzerine önce gül suyu daha sonra da damak zevkinize göre pudra şekeri 
serperek ikram edebilirsiniz.
Şekeri biraz fazla sevenler pudra şekerini kendilerine göre ayarlıyabilirler.
Afiyet olsun..
Sevgiyle...

Dört Kat Tat Börek Yapılışı


4KAT TAT

MALZEMELER:
5 ad.yufka
300 gr kıyma + 1 yemek kaşığı sıvıyağ
500 gr ıspanak + 1 yemek kaşığı sıvıyağ

3 büyük havuç + 1 yemek kaşığı sıvıyağ
250 gr beyaz peynir + maydanoz
3 kuru soğan
3 yumurta
50 gr tereyağ + 4 yemek kaşığı sıvıyağ
1 su bardağı süt
Üç ayrı tavada soğanları küçük doğrayın,1 er kaşık yağlarını ekleyin ve kavurun.Bir tavaya kıymayı,birine ince doğranmış ıspanağı ,son tavaya da rendelenmiş havucu katarak soğanla beraber kavurun.Maydanozu yıkayın ve ince doğrayın.Beyaz peynirle karıştırın.
Yumurtaları çırpın,tereyağı ve sütü ekleyin.Bu karışımdan bir kepçe üzeri için ayırın.
Yufkanın birini tezgahınıza yayın.İç karışımından bir kepçe her tarafına gezdirin.Alt kısmından ortaya doğru yufkayı katlayın.Kalın tarafına kıymasını koyun,yanlarını içe kıvırıp rulo sarın.Diğer malzemeleride aynı şekilde yapıp rulo sarın.Son kalan yufkayı tezgahınıza serin,iç malzemesinden üstüne gezdirin.Rulo sardığınız börekleri ikisi alta ikisi üste gelecek şekilde yerleştirin.Tezgaha serdiğiniz yufka ile tekrar rulo sarın.Bir kepçe ayırdığınız iç harcından üzerine gezdirin.Arzuya göre çörek otu ya da susam serpebilirsiniz.
180 derece ısıttığınız fırında üzeri kızarana kadar (takribi 30 dak.) pişirin.