RAMAZAN BAYRAMI VE BAYRAM TATLILARI NELERDİR?NASIL HAZIRLANIR?
Eski Bayramlar mı güzeldi,yoksa o günler mi? Bir çoğunuzun şu günlerde bu soruyu sorduğunuzu tahmin ediyorum. Sevgi,saygı ve kardeşliğin,dini duygular,örf ve adetlerimizin bütünleştiği dayanışma içerisinde paylaşılması gereken BAYRAMLAR... Ramazan ayı.,11 ayın sultanı dediğimiz günlerin bitimi ve bir bayramı daha karşılıyor olmamız.. O eski coşkuyu,sevinci,heyecanı taşıyormuyuz bu Bayram bilmiyorum. Bayramın yaklaşmasıyla evlerde yaşanan telaşlı hazırlıklar,koşuşturmalar,çoluk çocuk,büyük küçük hep birlikte neşeyle oturulan sofralar.. Hepimiz şöyle bir çocukluğumuza gittiğimizde ,o günlerin tatlı heyecanının yaşarız.Bugün o heyecanı yaşıyor muyuz? Bayrama sayılı günler kala ,dip bucak temizlenen evler,Arefe günü hazırlanan yemekler,tatlılar,çikolata/şeker ,kolonya gibi ikramlıklar hazırlanır,Bayram sabahı namaz sonrası aile içi bayramlaşmalar sonrası,büyüklerin ziyaretleri,çocukların bayram harçlıkları ile sevinçleri görülmeye ve yaşanmaya değer mutluluk sebebiydi. Günümüzde aile büyüklerimiz bu gelenek ve göreneklerini sürdürmeye çalışsa da ,sanırım yeni kuşaklar bayramları tatil ve dinlenme olarak değerlendirmektedir. Müslümanların,1 ay süren oruç,ibadet ve manevi olarak arınma döneminin ardından gelen Bayram,paylaşma,birlik,beraberlik,küslerin barışması,çocukların sevindirildiği,ihtiyaç sahiplerine yardım elinin uzatıldığı ve akraba ziyaretlerinin yapıldığı Ramazan Bayramını yine eski günlerde ki gibi sevinçle kutlamanızı diliyor ve bayramı evinde ailesi ve sevdiklerinin ziyaret ve kabulleri ile geçirecekler için,Bayramların sevilen ve vazgeçilmeyen tatlılarını sizler için hazırladım. Nefisle mücadele edilen bir ayın sonunda manevi huzur ve gönül rahatlığı ile yaşayacağınız bir Bayram diliyorum. -------------------------------------------------------------------------------------------------- BAYRAM TATLILARI ŞEKERPARE: MALZEMELER: HAMUR İÇİN: 125 gr oda ısısında tereyağ yada margarin 100ml ( 1 çay bar) sıvıyağ 1 ad yumurta 4 yem kaş şeker + 4 yem kaş İrmik 1 pak Vanilya + 1 pak kabartma tozu 2,5 su bar Un ÜZERİ İÇİN:Fındık ve yumurta sarısı HAZIRLANMASI: Tereyağ ,sıvıyağ ve şekerin karışımından sonra ,un ve kabartma tozu en son eklenecek olarak diğer malzemeleri ekleyerek hamuru yoğurun. Ele yapışmayan yumuşak bir hamur olacaktır. Ceviz büyüklüğünde parçalar olarak yuvarlayın ve ister yuvarlak isterseniz de pastanelerin hazırladığı gibi oval şekiller vererek fırın tepsinize yerleştirin. Üzerlerine yumurta sarısı sürün ve çatalla çizikler attıktan sonra fındık yerleştirin. 180 derece de ısıtılmış fırında takribi 20 dakika (fırın dereceleri ve pişirme süreleri değişkenlik gösterebilir kontrollü pişirin) ŞERBET İÇİN: 3 su bar toz şeker 2,5 su bar su 1 dilim limon HAZIRLANMASI: Şeker ve suyu tencereye alın ve orta ateşte kaynatın. Kaynamaya başlayan şerbete dilim limon ekleyin ve 10 dakika daha kaynamaya bırakın. Hazırlanan şerbeti bir kaseye aktarın ve oda sıcaklığında soğutun. Fırından çıkan şekerparelerin ilk sıcaklığı çıktıktan sonra soğuk şerbetini dökün. Tamamen soğuyan tatlınızın üzerini arzuya göre fıstık tozu yada hindistan cevizi ile süsleyin. Afiyet olsun. ------------------------------------------------------------------------------------------------ REVANİ-a. MALZEMELER: HAMURU: 6 ad Yumurta 1 su bar toz şeker 1 pak vanilya 1 su bar İrmik + 1 su bar Un (elenmiş) 1 pak kabartma tozu HAZIRLANMASI: Yumurtaları mikser kabınıza alın ve şeker ,vanilya ilavesiyle krema kıvamı alana kadar çırpın. Un,irmik ve kabartma tozu ekleyin ve bir spatula yardımıyla hamuru söndürmeden alttan üste karıştırın. Tamamen homojen kıvam alan hamuru büyük boy borcama aktarın. 175 derece de ısıtılmış fırında takribi 35 dakika pişirin. Fırından çıkarın ve üzerine 1 kahve fincanı oda sıcaklığın da su gezdirdikten sonra tekrar kapattığınız fırının ısısına bırakın. 10 dakika beklettikten sonra tatlıyı çıkarın ve soğuk şerbetini gezdirin. Dilimleyin ve fıstık ile süsleyin. 2 saat dinlenen tatlınız tamamen şerbetini çekmiş sünger kıvamında leziz bir Revani olacaktır. ŞERBET İÇİN: 3 su bar Toz şeker 4 su bar Su 1 dilim limon Şeker ve suyu orta ateşte kaynatın. kaynayan şerbete limon ekledikten sonra kıvam alana kadar kaynamaya bırakın. başka bir kaseye aktararak soğutun. Afiyet olsun. ------------------------------------------------------------------------------------- KADAYIFLI CEVİZPARE MALZEMELER: 100 gr oda sıcaklığında tereyağ 1 çay bar sıvıyağ 2 dolu yem.kaş yoğurt + 2 dolu yem kaş irmik 2 dolu yem kaş pudra şeker 1 ad yumurta 1 su bar doğranmış Ceviz 1,5 su bar kavrulmuş tel kadayıf 1 yem kaş sirke +1 pak kabartma tozu+1 pak vanilya 3 su bar Un HAZIRLANMASI: Kadayıf ve un hariç diğer bütün malzemeleri bir tepsi içinde karıştırın. Kadayıf ekleyin karıştırın. Önce unun 2 su bardağını ileve edin ve karıştırın. Kalan 1,5 su bar un ile hamuru toparlayın. Hamurdan rulolar yapın ve üzerini bastırarak dikdörtgen haline getirdikten sonra 5er cm olacak şekilde keserek düzeltin. Kavrulmuş kadayıf ile kaplayın. 180 derece de ısıtılmış fırında takribi 25 dakika pişirin. ŞERBET İÇİN: 2,5 su bar toz şeker 3 su bar su 1 dilim limon 1/2 çay bar Üzüm pekmezi HAZIRLANMASI: Su ve şekeri kaynatın. limonu ekleyin ve 10 dakika daha kaynattıktan sonra ateşten indirin. Pekmezini ekleyin. şerbeti soğumaya bırakın. SON AŞAMA: Fırından çıkan tatlının ilk sıcağı (5dak) çıktıktan sonra şerbetini vererek soğumaya bırakın. Şerbeti tamamen çekene kadar dinlenmeye bırakın. Antep fıstığı ile süsleyin. Afiyet olsun. ------------------------------------------------------------------------------------------- KALBURABASTI MALZEMELER: 1 su bar Süt 2 su bar zeytinyağ 1 pak kabartma tozu 1 pak vanilya 5 su bar Un İÇİNE: İri doğranmış ceviz HAZIRLANMASI: Sütü zeytinyağ ile karıştırın. Un,vanilya ve kabartma tozu ekleyerek yoğurun. Cevizden biraz büyükçe parçalar yuvarladıktan sonra rende üzerinde yada silikon bir aparat üzerine alarak bastırırarak yuvarlak hale getirin. Orta kısmına cevizi yerleştirin ve her iki ucunu ortada birleştirerek kapatın. Ters çevirerek fırın tepsisine yerleştirin. 180 derece de ısıtılmış fırında nar gibi kızarana kadar pişirin. Takribi 25 dakika. ŞERBET İÇİN: 3 su bar toz şeker 3 su bar su 1 dilim limon HAZIRLANMASI: Su ve şekeri orta ateşte kaynamaya alın. kaymayan şerbete limon ekleyin ve 10 dakika daha kaynatın. Ne çok koyu ne çok sıvı olmayan bir şerbet hazırlayın. İlk sıcağı çıkan tatlıya soğuk şerbeti gezdirin. Bir gece bekletilen kalburabastı tatlınız lezzetini tam alacaktır. Kıyır kıyır lezzetiyle ,üzerini arzuya göre süsleyin. Afiyet olsun. ---------------------------------------------------------------------------------------- FISTIKLI SARMA MALZEMELER: HAMUR İÇİN: 200ml su+100ml sıvıyağ+2 ad yumurta 2 yem kaş sirke+1 çay bar yoğurt 1 çay kaş karbonat + 1 çay kaş tuz 6,5 su bar baklavalık un ÜZERİNE: 180 gr sade yağ yada tereyağ HAZIRLANMASI: Bütün hamur malzemelerini bir tepsi içinde yoğurun.Ve 1 saat hamuru dinlendirin. Hamuru 2 parçaya ayırın ve her parçayı da 7 eşit beze olacak şekilde yuvarlayın. Bezeleri nişasta ile çay tabağı büyüklüğünde açın ve 2 grup 7şerli olacak şekilde ayrı tabaklara yerleştirin 20 dakika dinlendirin. Her bir hamuru oklava ile ince olacak şekilde açın. Alt kısmına eritilmiş tereyağ sürün ve bir cm katlayın. Yufkanın üzerine fıstık gezdirin. İnce oklavayı yufkanın alt kısmından başlayarak sarın ve iki ucunu ortada büzdürerek birleştirin. Oklavadan çıkarın ve tepsiye yerleştirin. Bütün hamurları aynı şekilde hazırlayın. Tepsiye yerleşen tatlıyı 10 cm dilimleyin. erittiğiniz sade yağını fırça yardımıyla hamurların üzerine sürün. 150 derece de ısıtılmış fırın da 30 dakika,sonra 100 derecelik fırında 30 dakika olacak şekilde pişirin. Dışı çıtır içi yumuşak bir tatlı olacaktır. İÇİNE: 300 gr kırık ve toz karışımı Antep fıstığı ŞERBET İÇİN: 4,5 su bar şeker 4,5 su bar su 1 dilim limon Şeker ve suyu orta ateşte kaynatın. kaynamaya başlayan şerbetin altını kısın ve limon ekledikten sonra 20 dakika kaynamaya bırakın. Oda sıcaklığında soğumaya bırakın. Pişen tatlıya ılık şerbetini verin ve 5 dakika ocak üstünde şerbeti çektirin. Şerbetini çeken fıstıklı sarmalarınızı fıstık ile süsleyin. Afiyet olsun. Sevgiyle...GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KADAR UZANAN KÜLTÜREL VE GELENEKSEL MİRAS-GÜLLAÇ'IN HİKAYESİ VE TARİFİ NEDİR?NASIL HAZIRLANIR?
Merhabalar sevgili dostlar, Ramazan ayı yaklaşırken,geçmişten günümüze kadar uzanan kültürel ve geleneksel bir miras olan ''GÜLLAÇ''a şöyle kısaca bir göz atalım istedim. Osmanlı ve Türk mutfağı Ramazan ayı kültüründen geriye kalan en önemli miraslardan,eski adetleri,yemekleri,gelenekleri günümüzde pek hatırlamasakta,GÜLLAÇ,o günlerden günümüze kadar hala tadını sevdiğimiz ve unutmadığımız bir tatlıdır. Osmanlı döneminde Güllaç yaprakları ''VARAK''olarak adlandırılmış,Saray mutfağı kayıtlarına da Güllaç yapraklarının yapımı adet olarak kayıtlara geçmiştir. Saray mutfağına ilk kez 1489 yılında ,Kastamonulu Ali Usta tarafından,şekerli süt ile ıslatılarak tatlı haline getirilmesi ve bu tatlının beğenilmesi sonucu da Ali Usta'yı Saray'a tatlıcı başı olarak alınmasıdır. 13.yüzyılda Güllaç yaprakları,buğday nişastası su ve çırpılmış yumurta akıyla sulu bir hamurun sac üzerinde pişirildiğini kayıtlarda görürüz. ''Bembeyaz ve pelür kağıdı gibi ince olmalı'' diyerek anlatılır. ''VARAK''lar ,yapımı ustalık isteyen ,tatlının hazırlanış öncesi hazırlık dönemidir.Ve ehil ellerden çıkmalıdır. Osmanlı Sultanlarının sofralarından eksik etmedikleri Güllaç,yani o zamanları ''GÜLLÜ AŞI'',Varak adı verilen yaprakların,o dönemlerde her tadanın hayran kaldığı gül suyu ile tatlandırılması sonucu ,vazgeçilmez bir tatlı olmuş ve ''GÜLLÜ AŞ''olarak adlandırılmıştır.Fakat bu isim zaman içerisinde ''GÜLLAÇ''a dönüşmüştür. O dönemlerde Osmanlı Sultanlarının damak zevkine göre hazırlandığı,hatta güllaç yapraklarının yumurtaya bulanarak kızartılıp şerbete atıldığı da bilinir. 600 yıl önce , o zamanlarda yaşayan insanların mısır nişastasını saklama çabasıyla ortaya çıkan yaprakların,üzerinden bunca zaman geçmesine rağmen hala günümüzde de özellikle Ramazan ayı sofralarının vazgeçilmeyen tatlısı olarak sevilerek tüketilmeye devam edilmektedir. Bizler şanslıyız ki,Güllaç yaprakları,paketlenmiş hazır bir şekilde elimizde ve kısa bir işlem sonucunda bu lezzetli tatlının tadına varıyoruz. Ilık sütüyle,gül suyu ve şekerin oranıyla bolca ceviz ile her ne kadar pratik bir tatlı olarak görülse de ,dikkatle ve itinayla hazırlanmak ister ''GÜLLAÇ'' Güllaç yapraklarının sütlü şerbetini güzelce çekmesi ve her yağrağı fincan içine alıp cevizle doldurarak bohça haline getirilmesi özelliğidir. Günümüzde pratik ve kolay olması açısından kat kat döşenerek hazırlansa da ,aslına sadık kalınarak porsiyonlar halinde hazırlamak bize miras kalan bu tatlıyı koruyarak tatmak,geçmişten günümüze tarihimizi korumak adına önem kazanır. Tadıyla,görüntüsüyle,yemek üzerine hafif bir tatlı olması adına.geleneksel mirasımız ''GÜLLAÇ''ı ortaya çıkaran ,sevdiren ve kayıtlara geçmesine vesile olanları rahmetle analım ve gelmekte olan Ramazan ayı sofralarımızda bu tatlıya bir kez daha yer verelim. Sevgiyle...🧡🧡🧡 GÜLLAÇ MALZEMELER: 9 porsiyon 9 ad Güllaç yaprağı 8 su bar Süt 500 gr (3 su bar) toz şeker 1 yem kaş gül suyu ARASINA: 250 gr iri doğranmış ceviz ÜZERİNE: Toz Antep fıstığı Çilek yada Nar taneleri HAZIRLANMASI: Sütü ve şekeri bir tencereye alın ve karıştırarak şeker eriyip süt el değecek ısıya gelen kadar karıştırın. Gül suyunu ekleyin. Sütün çok sıcak olmamasına dikkat edin aksi takdirde güllaç yaprakları dağılır ve hamur halini alır) Sütün ısısının ayarlanması önemlidir,yaprakların tamamen yumuşaması ve sert kalmaması önemlidir. Güzelce yumuşattığınız güllaç yaprağını bir kahve fincanının/yada çay fincanı,içine ,dışa sarkacak şekilde yerleştirin. Orta kısmına iri doğranmış cevizleri alın. Fincanın dışına sarkan kısımları içe doğru alarak bohça haline getirin ve bir tepsiye ters çevirin. Bütün güllaç yapraklarını aynı şekilde hazırlayın. Bu işlemleri yaparken sütünüz soğumaya başlayacaktır. Onun için her yaprak için aynı sıcaklıkta süt alarak yaprakları ıslatın. Bütün hepsini hazırlayarak tepsiye aldığınız Güllaç'ların üzerine kalan sütü gezdirin ve tepsinin üzerini kapatın. Arada sütü kaşıkla güllaçların üzerine gezdirin.(hemen sertleşme yapabilir) Oda sıcaklığında tatlının kendini iyice çekmesi için 1 saat bekletin. Daha sonra arzuya göre üzerini Antep fıstığı ,çilek yada nar taneleri ile süsleyerek ikram edebilirsiniz. Afiyet şifa olsun.BALKABAĞI TATLISI TARİFİ VE HİKAYESİ NEDİR?NASIL YAPILIR?
Merhabalar sevgili dostlar, Sonbahar'ın gelmesiyle birlikte tarlalarda hasatına başlanan ''BALKABAĞI''bu haftanın konuğu.. Kültürel bir ritüel olarak ,aynı zamanda derin bir anlam taşıyan ve yılbaşı sofralarının vazgeçilmez tatlısı haline gelen ''KABAK TATLISI'',bolluk ve bereketin simgesi olarak kabul edilir. Sert kabuğu,lezzetli ve bol etli iç yapısıyla uzun süre muhafaza edilebilen Bal Kabağı,bu özelliği ile de bereketin sembolü haline gelmiştir. Özellikle yılbaşı sofralarını süsleyen tatlı,aile üyelerine ve misafirlere ikram edilerek,yeni yılın bolluk,bereket ve huzur içinde geçmesi dileğiyle bu gelenek yaşatılır. Kökeninin her ne kadar Kuzey Amerika ile ilişkili olduğu düşünülse de ,yapılan araştırmalar M.Ö 5500 ile 7000 yıllarında bal kabağının tohumlarına Meksika'da rastlandığı,ancak adlandırılışında karşımıza Yunanca olarak çıkmaktadır. Dünyada ki bir çok Ülkede (başta Amerika olmak üzere,İngiltere,İrlanda,Avustralya)balkabağının oyularak ,içinde mum yakılması,kötü ruhlardan uzaklaştırma olarak kabul edilerek,HOLLOWEEN adıylaetkinlikler ve festivaller düzenlenerek kutlanır. Bu gelenek KELT'lerin eski bir festivali olan ''SAMHAİN'e dayanır ve hali hazırda her yıl 31 Ekim'de ,eğlenceli kostümler,şeker toplama etkinlikleri ile binlerce yıl öncesine ait bu festival kutlanmaktadır. BALKABAĞI,bir çok çeşiti ve kullanım alanlarıyla başta tatlısı olmak üzere mutfaklarımıza sonbahar mevsimiyle konuk oluyor. Bunlardan bazıları ''BUTTERNUT SGUASH ''çorbalar ve yahnilerde,''HOKKAİDO KABAĞI''kestaneyi andıran hafif tatlı ve cevizli aromasıyla ekmek,kek ve turta yapımında,Hatay'ın coğrafi işaretli ''Beyaz Kabağı''sotelenerek diğer sebzelerle harika mevsimlik garnitür olmakla birlikte mutfakta çok yönlü kabaklardan birisidir. Bizlerin ise en çok bildiği,Sakarya'nın Coğrafi işaret tesciline sahip,dışı beyaz içi turuncu,büyük ve doyurucu lezzetiyle ''Beyaz Kestane Kabağı''dır. Tatlısıyla damakları şenlendiren Balkabağı,çorba,börek,lokum,marmelat,reçel ve hatta son günlerde trent olan helvasıyla sofralarımızda yerini almaktadır. İçeriğinde A,C ve E vitaminlerini barındıran ,bağışıklığı güçlendirerek vücudu enfeksiyonlara karşı dirençli hale getirir ve kalp sağlığını korumakta yardımcıdır. Ülkemizde bazı bölgelerde farklı pişirme teknikleri ,ilave malzemeleri ile sunulsa da,Balkabağı Tatlısı genellikle üzerine kırılan ceviz ile servis edilir. Yeni yılı karşılamamıza az bir süre kala,tam da mevsiminde Balkabakları market raflarında bolca arzu endam eylemişken bu lezzetli tatlıyı birlikte hazırlayalım. Hepinize kolaylıklar diliyorum., BALKABAĞI TATLISI MALZEMELER: 1.600 gr Bal kabağı (ayıklanmış) 2 su bar ( 400gr) toz şeker 1.5 su bar Su 1 yem kaş limon ÜZERİ İÇİN: Arzuya göre ,Tahin ,ceviz,kaymak HAZIRLANMASI: Kabağın dış beyaz kısmını bir bıçak yardımıyla çıkarın. Kabağı eşit boyutlarda çok ince olmayacak şekilde dilimler halinde hazırlayın. Tencereye kabakları tek sıra halinde dizin. Üzerine toz şekeri gezdirin. Eğer hemen pişirecekseniz suyunu ekleyin. Şeker ile bekletecekseniz en az yarım saat tencerenin kapağını kapatın ve bekletin. Kabaklar şekerle suyunu bıraktıysa 1 su bar su yeterli olacaktır. Tencereyi ocağa alın ve kısık ateşte pişmeye bırakın. Takribi 1 saat de pişecektir. Kabakların dağılmaması için kaşıkla müdahale etmeyin. Şerbeti koyu kıvama geldiğinde ateşten alın ve tencere içinde soğumaya bırakın. Servis tabağına aldığınız tatlıyı ceviz ile süsleyin. İkram ederken arzuya göre üzerine tahin yada kaymak ekleyebilirsiniz. Afiyet olsun. Sevgiyle..🧡🧡🧡OSMALI DA ŞERBETLER NASIL HAZIRLANIR?GÜNÜMÜZÜN MEŞRUBATLARI,OSMANLI'NIN ŞERBETLERİ NEDİR?
Merhabalar sevgili dostlar, Günümüzün ''Meşrubatları'',Osmanlının ''Şerbetleri''diye başlayalım söze; Türk Mutfağında,yeme-içme kültürümüzün ilk meşrubatlarından birisi de ''Limonata''dır. Her ne kadar bugün,o çocukluğumuzda içtiğimiz limonatanın tadını alamasakta,özellikle yaz aylarında tükettiğimiz limonata,o günlerden günümüze hala da ''meşrubat''tercihlerimizin ilk sıralarında yerini almakta.. ''Şerbetler'',Osmanlı Döneminde altın çağını yaşayan içecekler olarak,hemen her meyveyle ve hatta bazı çiçeklerle bile hazırlanan,soğuk olarak tüketilen,bazıları kar'la daha da soğutulan,balla tatlandırılan,kutlamaların,özel günlerin,hemen her yerde bulunabilen,evler de ,sokaklar da,özellikle sokaklarda,sırtında ki kocaman bir ibrikle,hafifçe eğilerek bardağa ustaca boşalttığı şerbeti sunan şerbetçiler,bugün olmasa da,Ramazan ayı gibi özel günlerde ,o günlerin anısına nostalji havası estiren,eski yaşanmışlıkları yeni nesillere aktarmak ve göstermek adına günümüzde de hatırlanan ve unutulmaya yüz tutmuş ''Şerbetler''.. Bu müstesna tatları,aslına uygun olarak,o günlerin lezzetini yakalamanın sırrı,organik meyvelerin renk ve kokularını mıhafaza ederek,geleneksel lezzete ulaşmak günümüzde biraz zor olmaya başlasa da,bziler yine de eskilerin geleneksel kültürünü katkı maddeleri olan ''meşrubatlar''a tercih edelim. ''Sharbat'',su ve şekerle yapılan içecek anlamına gelirken,Arapça da ''şerbet''/şarbat'',bir defa da içmek anlamından türemiştir. Osmanlı Döneminin seçkin içeceklerinden olan şerbetler,Saray'a gelen önemli konuklara ikram edilen içecekler arasındadır. O dönemlerde şeker kamışı ile yapılarak balla tatlandırılan şerbetler,zamanla balın yerini şeker alarak hazırlanmıştır. Osmanlı Mutfağının en çok tüketilen içecekleri olan şerbetler,günümüzde Ramazan ayı ile birlikte tekrar hatırlanarak,iftar sofralarında,doğum kutlamalarında ve şahsi özel günlerde de ikram edilmektedir. Eski yemek kitaplarına bakıldığında,Limonata başta olmak üzere,portakal,turunç,şeftali,kayısı,erik,badem şekeri,kavun çekirdekleri ile hazırlanan ''sübye''olarak bilinen kavun şerbeti,gül,menekşe,yasemin çiçekleri ile hazırlanan şerbetler,her çeşitin kimi tadına,kimi rengine,kiminin de ekşi/tatlı mayhoşluğuna vurgun,koruk,demirhindi,kızılcık,keçiboynuzu şerbetleri mevcuttur. O günlerden bu güne ,merak ve ilgi uyandıran,yeni neslin de merakla tatmak istediği,''Demirhindi''yani ''Hint Hurması'',Orta Çağ Latincesinde ''Tamarindus''olarak bilinir. Yenilebilir meyveleri,tropik Afrika'ya ait olup,Dünya da farklı tropik bir çok Ülke de yetişir. Kabuğunun içinde mayhoş ve tatlı bir meyvesi bulunan Demirhindi ağacı,dünyada da bir çok mutfağa girmiş bir üründür. B vitamini ve Kalsiyum açısından son derece zengindir. Yaz aylarında ferahlatıcı,kışın ise insana enerji veren ''DEMİRHİNDİ''şerbetini gelin bu hafta hep birlikte hazırlıyalım. Şifa niyetine... DEMİRHİNDİ ŞERBETİ MALZEMELER: 4 Kişilik 200 gr Demirhindi 2 lt Su 2 ad Karanfil 1 ad Çubuk Tarçın 1 tutam Ihlamur 1 yem kaş Ada Çayı 1 çay kaş Zencefil (taze) 1 yem kaş Bal 1 su bar Toz şeker HAZIRLANMASI: Kabuklarını soyduğunuz Demirhindi'leri bir tencereye alın ve üzerine suyunu ekleyerek bir gece suda bekletin. Ertesi gün; bal hariç diğer bütün malzemeleri ekleyin. Kısık ateşte takribi 1 saat kaynatın. Bal'ı ekleyin ve karıştırın. Ateşten indirin ve oda sıcaklığında soğutun. Daha sonra buzdolabına alarak soğutun. Bir süzgeç yardımıyla şerbetinizi süzerek sürahiye alın. Sevdiklerinize ikram edin ,şifa niyetine,afiyet olsun. Sevgiyle...🧡🧡🧡OSMANLI SARAY MUTFAĞINDAN GÜNÜMÜZE TATLI KÜLTÜRÜ-HELVA-İ HAKANİ TARİFİ NEDİR?NASIL HAZIRLANIR?
Merhabalar sevgili dostlar, Osmanlı Dönemi Mutfak kültürünün günümüze kadar uzanan mirası diyebileceğimiz,Türk Tatlıları,her birinin,geçmişten gelen lezzet yolculuğu,bu tatlılara Türk Mutfağının zenginliğini ve çeşitliliğini keşfetmek isteyenler için lezzetli bir tercih ve kültürel mirastır. Saray Mutfağı,yemekleriyle birlikte,tatlılarıyla da ün salmıştır.Saray da bulunan farklı kültürlerin etkisiyle,Sarayın maharetli aşçıları lezzetleri kültür mozağiyi ile harmanlayarak günümüze kadar gelen tarifler oluşturmuşlardır. Hamur tatlıları,şerbetli tatlılar ve sütlü tatlılar olarak sınıflandırılır ve günleri farklı zamanlarında tüketilmek üzere tasarlanmıştır. Bugün, Osmanlının klasikleşmiş,zarif tatlılarının izlerini hala Türk Mutfağının tatlıları arasında görebiliriz. Geleneksel tatlılar,bayramlar da,kutlamalar da,düğünler de ve günlük hayattta ,yemek sonrası veya çay saatlerinde ikram edilerek,hem tarihi hem de kültürel anlam taşır. Bir çok tatlı,kendine has tadıyla ve hikayesiyle,Türk Mutfağının vazgeçilmez bir parçası olmuştur.Ve o günlerden günümüze de aynı özenle yapımı korunmaktadır. Osmanlı İmparatorluğunun kendisi gibi,Mutfağı da oldukça büyük ve görkemli olmakla birlikte,Egemenliği altına aldığı toprakların kültürlerine,alışkanlıklarına maksimum saygıyı göstermiş olan Osman'lı,bunun neticesinde farklı yemek kültürlerini kendi mutfak kültürü ile harmanlayarak eşsiz ve lezzetli bir Osmanlı Mutfak Kültürü ortaya çıkmıştır. Kendine has farklı bölümlerden oluşan Saray Mutfağı,Fatih Sultan Mehmet Döneminde ,Topkapı Sarayında 5250 metrekare dev bir alana sahip ''Matbah-ıAmire'dir. Günlük yaklaşık 4000 kişiye yemek hazırlayan bu mutfağın 1200 kişiye varan kadrosu ile yetkili kişisi de ''Üstüdan-ı Matbah-Has'tır''. Osmanlının muhteşem tatlılarından biri olan ''Helva-i Hakani'',adından da anlaşılacağı üzere Padişahlar ve Hakanlar arasında özel bir yere sahip,geleneksel tatlar arasında,Osmanlının zengin mutfak kültürünü yansıtır. Rivayete göre de Fatih Sultan Mehmet'in en çok sevdiği helvalar arasında yerini almıştır. 15.yüzyılda Osmanlı Mutfağında başlayan serüveniyle,günümüze kadar ulaşan HELVA-İ HAKANİ bu hafta sizler için... MALZEMELER: 1/2 su bar.Un 1/2 su bar.Pirinç Unu 1/2 su bar.Buğday Nişastası 3 yem kaş.Tereyağ 125 gr Çiğ Badem 150 gr Kaymak ŞERBET İÇİN: 4,5 su bar Süt 300 gr Bal ÜZERİNE: 1 yem kaş Bal Badem HAZIRLANMASI: Bir kasenin içine un,nişasta ve pirinç ununu alarak karıştırın. Tencereye tereyağını alın ve eritin. Eriyen tereyağına un karışımını ekleyerek kavurmaya başlayın. Yaklaşık olarak unun rengi fazla kararmayacak şekilde (20-25 dak)kısık ateşte kavurun. Bir diğer tencereye sütü alın ve ısıtın. Isınan sütü ocaktan indirin ve balı ekleyerek karıştırın. Kabuğu soyulmuş çiğ bademleri küçük doğrayın ve kavrulan helvaya ekleyin. Üzerine hazırladığınız süt/bal karışımını ekleyerek hızlıca karıştırarak kıvam almasını sağlayın. Helvanız kıvam almaya başlayınca kaymağı ekleyerek karıştırın. Ateşten indirin ve 5 dakika demlenmeye bırakın. Servis tabaklarına aldığınız helvanızın üzerine bal gezdirin ve bademlerle süsleyin. Afiyet olsun. Sevgiyle.🧡🧡🧡DÜNYANIN EN UNUTULMAZ TATLILARI VE HİKAYELERİ NELERDİR?NASIL HAZIRLANIR?BUNLARDAN BİRİ OLAN ''CEVİZLİ BAL PARMAK TATLISI NASIL YAPILIR?
Merhabalar sevgili dostlar, TATLILAR,Dünya genelinde ,her kültürün kendine özgü,tatlı tarifi ve hikayesi olan bir geçmişe sahiptir. Geçmişi,Antik Çağ'a kadar uzanır ve Dünyanın dört bir yanında ki kültürlerin de önemli de bir yeri vardır. Geçmişte de bugünde de özel günler ve kutlamalarda servis edilir.Özel anlam taşıyan bazı tatlılar ise,belirli tarih yada etkinliklerde servis edilir.Örneğin,İtalya'da ''Panettone''Noel zamanı,ABD'de ''Pumpkin Pie'', ''Thanksgiving''yemeğinin önemli bir parçasıdır.Japonya ''Mochi''adı verilen tatlıyı,Japon yeni yılında servis eder ve yıllık kutlamalarda önemli bir yeri vardır. Ülkemizde ise genellikle ''Baklava'',düğünlerde ve bayramlarda ikram edilen tatlıların başında yerini alır. Dünya genelinde ''Tatlılar''diye bakıldığında,tatlı yapımında önemli bir rol oynayan ''Çikolata'',tarihi itibariyle Maya ve Aztekler dönemine kadar uzanır.İspanyol kaşiflerin Amerikaya gelmesiyle kakao çekirdekleri Avrupaya yayılmış ve tatlı olarak tüketilmeye başlanmıştır. 18.Yüzyılda Belçika da ''Belçika Waffle''ortaya çıkmıştır ve günümüzde de popülerliliğini korumaktadır.Fransa'nın en ünlü tatlısı ''Macaron'',16.yüzyıldan beri bilinir,ancak modern macaron'un kökeni,19.yüzyılda Paris'te ki ünlü bir pastaneye dayanır. İtalya'ya geldiğimizde ,en ünlü tatlısı ''Tiramisu'',20.yüzyılda ortaya çıkmıştır,son derece pratik yapımı ile İtalyan ev hanımlarının akşam kahvesinin yanına pratik olarak hazırladığı tarif,Dünya genelinde popüler bir tatlı haline gelmiştir.Afrodizyak etkisi olduğu söylentileriyle de bir hikayesinde ''Tiremisu''yerini alır. ''Churros''İspanya da ,keşişler tarafından,soğuk kış gecelerinde sıcak bir atıştırmalık olarak tüketildiği ve ortaya çıktığı bilinir. ''Cheescake''tarihi Roma İmparatorluğu dönemine uzanır ve o dönemlerde popüler hale gelmiş ve Orta Çağda Avrupaya yayılmıştır. Portekiz'in ünlüsü de ''Pastel De Nata'' 18.yüzyılda bir manastır da,rahiplerin yumurta beyazını yakalıklarında kola niyetine kullanmaları sonucu artan yumurta sarılarının israf edilmemesi sonucu yapılan ve zaman içinde bu tatlılardan kar etmeleri ve tatlının sevilerek yayılmasını sağlamıştır. Gelelim,Ülkemizin ,kökeni Antik Orta Çağ'a kadar uzanan ''bal döktüren''anlamına sahip ''Baklava'ya''.. Türk Mutfağına özgüdür ve Dünya çapında tanınan bir Türk lezzetidir. Osmanlı'dan günümüze ,zengin çeşitliliği ile ,yemek kültürümüzde,yemek üzerine ikram edilen tatlılar,Saray Mutfağında yüzü aşkın çeşidi olduğu bilinmektedir. Osmanlı Saray Mutfağı tatlılarına şöyle kısaca bir bakacak olursak,Güllaç,Keşkülü Fukara,Helatiye,Sütlaç,Zerde,Tavuk göğsü,Kazandibi,Güllabiye,Şekerpare,Ayva Tatlısı,Vezir parmağı,Vişneli Ekmek Kadayıfı,olarak bir çok tatlı ismi sıralayabiliriz. Ve bu tatlıların bir çoğu günümüze kadar gelerek ,sevilen sık tüketilen tatlılar arasındadır. Şerbetli tatlılar olarak da Lokma,Hanım göbeği,Revani,Samsa,Dilber dudağı,Şambaba,Kalburabastı,Cevizli Bal Parmak günümüzde de önemli günler ve bayramlarımızın ikram tatlıları arasında yerini almaktadır. Günümüzde Ülkemizde yaşanan bir çok olumsuz olaylara ve stresli günlere rağmen,gelin bu hafta ağızlarımız tatlansın,morallerimiz düzelsin,pratik yapımı her an mutfağımızda bulabileceğimiz malzemelerle lezzetli bir tatlı hazırlıyalım. Osmanlı Saray tatlılarından biri olan ''CEVİZLİ BAL PARMAK TATLISI'' Hepinize sağlıklı ,huzurlu ,bereketli günler diliyor şimdiden kolay gelsin diyorum. CEVZİLİ BAL PARMAK TATLISI MALZEMELER: HAMURU İÇİN: 125 gr eritilmiş Tereyağ yada margarin 1 çay bar.Sıvıyağ 1 çay bar.Şeker 1 çay bar İrmik 1 ad Yumurta 1 pak.Kabartma tozu 1 PAK.Vanilya 2,5-3 su bar Un (un marka ve kalitesine göre değişeceği için 2,5 su bar.sonra kontrollü ekleyin) İÇİ İÇİN: 1/2 su bar Ceviz (iri doğranmış) ŞERBET İÇİN. 2,5 su bar Toz şeker 3 su bar Su 1 dilim Limon HAZIRLANMASI: Tencereye şekeri ve suyu alın. Orta ateşte kaynamaya bırakın. Kaynamaya başlayan şerbete limonu ekleyin ve 5 dakika daha kaynatın. Ocaktan indirin ve başka bir kaseye aktararak oda sıcaklığında soğumaya bırakın. HAZIRLANMASI: Tereyağ,sıvıyağ ve şekeri kaseye alın ve şeker eriyene kadar karıştırın Yumurta ve irmiği ekleyin,karıştırın. Un,kabartma tozu ve vanilyayı ekleyerek yumuşak ele yapışmayan bir hamur elde edin. Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar alın ve hafifçe açarak içine ceviz yerleştirin,parmak boyutunda dikdörtgen şeklinde yuvarlayın. Fırın tepsisine yerleştirin. 180 derece de ısıtılmış fırında yaklaşık 25-30 dakika pişirin. Şerbeti oda sıcaklığında soğutun ve fırından çıkardığınız tatlının ilk sıcağı çıktıktan sonra ekleyin. 1 saat dinlendirin. Tamamen soğuyan ve şerbetini çeken tatlılarınızın üzerini antep fıstığı yada hindistan cevizi ile süsleyin. Afiyet olsun. Sevgiyle..🧡🧡🧡60 YILLIK BİR SİNEMA GELENEĞİ ''FRİGO''NUN TARİFİ NEDİR?NASIL HAZIRLANIR?
Merhabalar sevgili dostlar, Ülkemizde özellikle bu yaz sıcakların artışı ile birlikte,yiyecek içeceklerimize daha bir dikkat eder olduk.Serinlemek maksadıyla da soğuk yiyecek ve içecekler ilk tercihlerimiz arasında yerini almakta.. Bugün sizleri bir nostalji yolculuğuna çıkarmak istiyorum. 60 yıllık bir Sinema Klasiği; FRİGO Ülkemizde ilk üretimi 1953 yılında yapılan ve o dönemlerde yalnızca sinemalarda ,tahta kutular içinde satılan,yazlık sinemaların dondurma niyetine,serinlemek için sattığı ve çok tercih edildiği yiyeceği.. Belirli yaş gruplarının özlemle hatırladığı,açık hava yazlık sinemaların neredeyse sembolü olan,film arası,satıcının boynuna astığı ahşap kutular içinde,üzeri buzlanmış paketi ile,satıcının kutuya vurarak ''Frigo buzz''diye sıra aralarında dolaşarak sattığı çok severek tükettiğimiz FRİGO.. 1969 yılında İtalya da üretimine başlanan Frigo,çok sevilmesiyle yıllar içinde üretim hacmini büyüterek ,üretim faaliyetlerini sürdürmekle birlikte,1953 yılında Ülkemizde Alaska Frigo Dondurması olarak tanıdığımız,lezzetiyle de İstanbulluları kendisine hayran bırakan,on dakikalık sinema aralarının keyifli eşlikçisi,1976 yılında üretim tesisini ve kapasitesini önemli ölçüde arttırmıştır. 1990'lı yıllara kadar Türkiye de ilk ve tek soğuk yiyecek özelliğini korusa da,yabancı bir firmanın ve markanın (bugün hali hazırda bildiğiniz)Ülkemize girişiyle,soğuk yiyecek çeşitlerinin artışı,Frigo'yu 1997 yılında sıkıntıya sokmuştur.Halkın çeşitli soğuk yiyecek denemeleri sonucuda o çok sevilen ''Frigo''tabiri caizse gözden düşmüştür.Bu yüzdendir ki ,bizlerde o çok sevdiğimiz ve bizleri çocukluk günlerimize götüren Frigo'yu bulamaz olduk. 2014 yılından itibaren bir Türk firmasının ,aynı lezzette üretimi ile,yaz aylarında,dondurma standlarında satışına başlanmış olsa da,o eskinin keyfini maalesef bulamıyoruz. ''Eskiler mi güzeldi,yoksa bizler mi eskidik''demeden edemiyeceğim. Bugün bende,o güzel günlere,çocukluk günlerimize ,yazlık sinemalar da keyifle yediğimiz,satıcının ahşap kutunun altına vurarak çıkardığı sesi duyarcasına,özlemle,kendi mutfağımızda,aynı özenli paketlenmesi ve lezzeti ile pişirelim ve folyo'lara sararak buzluklarımız da yerini alsın. Normallerin üzerinde seyreden hava sıcaklıklarına,elinizin altında,buz gibi,FRİGO BUZZZ... MALZEMELER: 1 lt Süt 1,5 su bar.Toz şeker 2 yem kaş. Pirinç Unu 2 yem kaş Un 4 yem kaş Kakao 125 gr Tereyağ 2 paket Vanilya 2 damla limon esansı (tercihe bağlı) 100 gr Bitter Çikolata 1 çay bar,Fındık kırığı (tercihe bağlı) HAZIRLANMASI: Pirinç unu,un ve kakaoyu tencereye alın ve karıştırın. Sütü yavaş yavaş ekleyerek pürüzsüz kıvama getirin. Toz şekerini ekleyin. Orta ateşte devamlı karıştırarak koyu kıvam alana kadar pişirin. Kıvam alan karışımı ateşten indirin ve tereyağ,çikolata,vanilya ve limon esansı ekleyerek karıştırın. Mikser ile 10 dakika çırparak pürüzsüz hale getirin. Fındık kırıklarını ekleyin ve spatula ile karıştırın. 24x24 kare borcamı strech'le kaplayın. Ilık hale gelen frigo'yu kaseye aktarın ve üzerini düzleştirin. Strech'le üzerini örtün ve buzluğa kaldırın. En az 5-6 saat yada geceden pişirip tüm gece buzlukta bekletin. Buzluktan çıkardığınız frigoyu biraz beklettikten sonra (rahat kesilmesi için)dikdörtgen olacak şekilde dilimleyin. Aynı boyutlardan biraz büyük folyoları keserek hazırlayın ve frigolarınızı folyolara sarın. Buzluğunuzda elinizin altında her an ikram edebileceğiniz ''Frigo''larınız hazır.. (Buzlukta muhafaza edin) Afiyet olsun. Sevgiyle...🧡🧡🧡AŞURE TARİFİ VE GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE HİKAYESİ NEDİR?NASIL HAZIRLANIR?NASIL PİŞİRİLİR?
Merhabalar sevgili dostlar, Geçmişten günümüze ,İslam da olduğu kadar,Hristiyanlar da ve Musevilerde de farklı isimlerde,Aşure geleneği,çeşitli organizasyonlarda,özel günler ve kutlamalarda,görsel şölenine uygun,lezzeti ve sunumu ile,her yıl ''Aşure Günü''olarak devam etmektedir. Aşure geleneği,uygulanan toplumlarda,yüklenen anlama göre,tatlının içerisine giren malzemeler ve tarihi de değişiklik gösterir. Malzeme olarak zengin olan bu tatlının,bereketi temsil ettiğine inanılır. Mezopotamya'dan tüm dünyaya yayılan AŞURE kelimesinin kökeni Arapçadan gelmekte ve ''10''manasına gelen ''AŞARA''kelimesinden türemiştir. İslam Dünyası,Hicri takvime göre Muharrem ayının 10.gününden itibaren pişirmeye başlar ve 1 ay boyunca da devam eder. Musevilik inancında ''Büyük Kefaret Günü''içinde aynı kelime kullanılır.Ermeniler 6 Ocak'ta ''Anuş-Abur''yaparlarken,Rumlar ise,Aşurenin benzeri olan.''Koliva''dedikleri bir tatlı yaparak kilisenin kapısında dağıtırlar. Buradan anlıyoruz ki ,AŞURE,pek çok kültürde kutsal sayılan bir yiyecektir. Tarihçesine baktığımızda,hepimizin bildiği,Hz.Nuh ile başladığı rivayet edilir. Tahmini olarak M.Ö 3000'li yıllarda,Hz.Nuh'un peygamberliğini kabul edenlerle birlikte ,bir gemi inşa ederek,Allahın buyruğu üzerine,yanlarına 1 dişi 1 erkek tüm hayvanlardan alması,dünyadaki tüm bitkilerden ve tohumlarından alarak yola çıkmaları,fakat büyük bir tufan sonucu,bütün yer yerin sular altında kalması sadece Hz.Nuh'un gemisinde olanların kurtularak,suların çekilmesi nihayetinde,takvimler Muharrem ayının 10.gününü gösterdiğinde,geminin Cudi dağının zirvesine oturduğu ve gemide bulunan ve kalan malzemelerle,kocaman bir kazanda pişirilen yemek,bugün severek yediğimiz AŞURE olarak ortaya çıkmıştır. Tarihi ve hikayesi nedeniyle gelenek haline gelen ve pişirilen Aşure'nin şifalı olduğuna inanılır ve pişirilen evlerde önce çocuklara ve varsa hastalara ikram edilir. Ne kadar çok dağıtılıp paylaşılırsa evlerinin o kadar bereketli olunacağına inanılır.Ve bereketinin kaçmaması için aşure verilen kap'ın yıkanmadan iade edilmesi istenir. İçeriğinde birbirinden lezzetli malzemeler barındıran Aşure,herkesin elinden farklı çıksa da,pişirilen evlere bolluk,bereket,şifa getirmesi dileğiyle,dualarınız kabul olsun. Afiyetler olsun. AŞURE MALZEMELER: 3 su bar.Buğday 1 su bar.Nohut 1 su bar Kuru Fasulye 1/2 su bar Pirinç 5 su bar Toz şeker 1 çorba kasesi kuru kayısı 1 çorba kasesi kuru incir 1 çorba kasesi kuru üzüm 5 ad Karanfil 1 ad portakal kabuğu rendesi 1 yem kaş gül suyu 1 yem kaş nişasta Takriben 8 su bar Su ÜZERİNİ SÜSLEMEK İÇİN; Dolmalık fıstık,fındık,nar,badem.tarçın ,dolma üzümü,incir,ceviz (isteğe bağlı ) HAZIRLANMASI: Buğday,nohut ve fasulyeleri ayrı kaselerde bir gece önceden ıslatın. Aşurenin pişimine başlayalım. Buğdayınızı bir kaç sefer bol su ile yıkayın ve kara suyunu tamamen çıkarsın. Düdüklü tencereye alın ve suyunu ekleyerek,buğdaylar çatlayıp yumuşayana kadar pişirin. Nohut ve fasulyeleri de haşlayın,nohutların kabuklarını ayıklayın. Pişen buğdayı büyükçe bir tencereye suyuyla birlikte aktarın. Eğer suyu azaldıysa bir miktar daha sıcak su ekleyin. Nohut,fasulye ve şekerini ekleyerek kaynamaya bırakın. Ara ara karıştırın ve su miktarını kontrol edin.Su miktarı akışkan olmalıdır,çünkü Aşure soğudukça katı kıvama gelir.Onun için nişasta sadece eğer suyunu fazla kaçırdıysanız kıvam alması için gerekecektir. Kayısıları ve incirleri de ayrı kaplarda bir taşım kaynatarak dilimleyin. Kuru üzümleri yıkayın ve kaynamakta olan aşureye ekleyin. Karanfilleri bir tülbent içine alın ve aşure tenceresinin kenarından içine sarkıtın. Karanfilleri 15 dakika kalması yeterlidir. Akışkan ve bütün malzemelerin birbiri ile bütünleştiğinde kayısıları ve incirleri ekleyin ve incirin aşurenin rengini karartmaması için 5 dakikadan fazla kaynatmayın.(Aşurenin renginin kara olmaması önemlidir) Gül suyunu gezdirerek ateşten indirin. Kaselere bölüştürdüğünüz Aşurenizin üzerini istediğiniz malzemelerle süsleyin. Afiyet olsun. Sevgiyle...🧡🧡🧡 .DÜNYA DA VE TÜRKİYE DE HİKAYESİ OLAN YEMEKLER-PAVLOVA'NIN HİKAYESİ VE TARİFİ NEDİR?NASIL YAPILIR?
Merhabalar sevgili dostlar, Hikayesi olan yemekler serimize Dünyaca ünlü bir tatlı ile devam ediyoruz. PAVLOVA-Beze bazlı genellikle krem şanti ve meyvelerle süslenerek bütün yada tekli olarak hazırlanan ve ''Hikayesi''olan yemeklerden birisidir. Dönemin (1920'ler)en önemli balerinlerinden ANNA MATVEYEVNA PAVLOVA (1881-1931),1926 yılında Yeni Zelanda-Avustralya turnesine çıkar. Kaldığı otelin şefi,PAVLOVA'nın otellerinde kalması şerefine yeni bir tatlı hazırlamak ister. ''Dans etmiyor adeta sahnede uçuyor''denilen balerinin,bembeyaz tütüsünden ,hafif kırılgan ve narin bir tatlı yapmaya karar verir. Tatlının Fransız bezesine benzeyen tabanı,Pavlova'nın giydiği tütünün ana şeklini oluşturur. Üzerinde ki krem şanti katmanı ise,tütünün üzerini kaplayan tül kumaşı temsil eder. İlk yapılan tatlının süslemesinde kivi'ler kullanılır,çünkü balerinin o turnede giydiği tütünün üzerinde yeşil gül yaprakları vardır. Ve bu yüzden tatlı kivilerle süslenir. Tatlı o kadar çok beğenilir ki hem Yeni Zelenda da hemde Avustralya da Paskalya gibi önemli günlerde kurulan özel sofralarda baş köşede yerini alır. Ve Yeni Zelenda-Avustralya'nın milli tatlısı olarak kabul edilir. 1920'lerden bu günlere hala popüleritesini koruyan,hafifliği,görüntüsü ve lezzeti ile sevilerek tüketilen bir tatlı olmaya da devam etmektedir. Tüm Dünya da olduğu gibi Ülkemizde de süsleme de ,çeşitli meyveler kullanılarak hazırlanmaktadır. Bu Dünya da bir iz bırakmış ünlü balerin ''ANNA MATYEVEYNA PAVLOVA''anısına bu hafta bizlerde sevdiklerimiz için bu lezzetli tatlıyı hazırlıyalım. Afiyet olsun. Sevgiyle..🧡🧡🧡 MALZEMELER: 3 adet yumurta beyazı 80 gr Pudra şekeri 1 tatlı kaş.Mısır nişastası 1 yem,kaş,elma sirkesi 1 fiske tuz HAZIRLANMASI: Oda sıcaklığında yumurtalarının beyazlarını bir kaseye ayırın. Mikser yardımıyla çırpmaya başlayın. Tuzunu ekleyerek çırpmaya devam edin. Azar azar pudra şekerini,arada da elma sirkesini ekleyin. Kar haline gelmeye başlayınca nişasta ilave edin ve çırpın. Mikser kabınızı ters çevirdiğinizde dökülmeyecek kıvama geldiğinde bezeniz olmuş demektir. Fırın tepsinize yağlı kağıt serin. İsterseniz bir büyük olarak isterseniz tek porsiyonlar olacak şekilde ,yağlı kağıt üzerine çanak olacak şekilde sıkma torbası ile yerleştirin. Bezenin yan kısımlarını bir spatula ile yukarı doğru çekerek düzeltin yada şekilli duy ile süsleyin. Fırınınızı 100 derece de ısıtın ve takribi 60 dakika pişirin. Fırını kapatın ve aralayarak soğumasını bekleyin. KREMASI: 300 ml Krema 2 yem kaş Pudra şekeri 200 gr Labne peyniri 1 pak.Vanilya SÜSLEMEK İÇİN. Orman meyveleri HAZIRLANMASI: Kremayı mikser ile çırparak koyu kıvama getirin. Başka bir kasede de labne peyniri ve pudra şekerini pürüzsüz olacak şekilde çırpın. Kremaya ekleyin ve vanilya ilave edin,karıştırın. Soğuyan çanak şeklinde ki bezenin orta kısmına kremayı yerleştirin. Üzerini istediğiniz meyvelerle süsleyin. Afiyet olsun.KİVİ'Lİ ,MUHALLEBİ'Lİ EKMEK TATLISI TARİFİ NEDİR? NASIL HAZIRLANIR?
Merhabalar sevgili dostlar, Türk Mutfağında önemli bir yere sahip olan ''Sütlü Tatlılar'',sindirimi ve hazırlanması diğer tatlı çeşitlerine göre kolay tatlılardır. Türk Kültüründe oldukça önemli bir yere sahip olmakla birlikte,tatlı çeşitlerinin vazgeçilmez bir parçası olup ,özellikle son dönemlerde popüleritesini giderek arttırmaktadır. 15.Yüzyıl da Osmanlı Mutfağında pişirilen ''Muhallebi'',yabancı konuklara,devlet adamlarına ikram edilmekle birlikte Bayramların da aranan tatlıları arasındaydı. MUHALLEBİ; Sütün muktediri,sütün sahibi anlamına gelir. 1500'lü yıllara dayanan tarihinde büyük bir sevgi yer alıyor. Osmanlı Mutfağında etli,sakızlı,pirinçli,ballı,safranlı ve tarçınlı şekliyle pişirilen Muhallebi,Padişah sofralarının neredeyse olmazsa olmazları arasında olup,yemek olarakta yenilirdi. O dönemlerde büyük kazanlarda pişirilen ve dağıtılan Muhallebi'nin,kazanın dibinde kalan yoğun ve yanık kısmına ulaşan kişiler bu tadı çok sevince yeni bir lezzeti ve tarifi gün yüzüne çıkarmış oldular.Bu tarif KAZANDİBİ'nin bizzat kendisidir. Kısaca Muhallebinin geçmişteki yolculuğuna şöyle bir baktıktan sonra,günümüzde bir çok farklı malzeme ilaveleriyle hazırlanan ve sunulan ,severek tükettiğimiz tatlımıza,bizde hem meyve hemde şerbetli etimekle çeşitlendirdik. Muhallebinin,ekmek tatlısı ile uyumunu meyve ile sadeleştirerek,mideyi yormayan ,yemek sonrası rahatlıkla ikram edilebilen,yapımı da pratik bir tarif hazırladım ve sizler için sunuyorum. Hepinize kolay gelsin. (Meyve seçimi tercihe bağlıdır) MALZEMELER: 24X24 kare borcam ölçüleridir. 1 kg Süt 2 yemek kaş. Un 2 yemek kaş.Nişasta (Mısır) 1 su bar.Toz şeker 1 dilim limon 1 paket Vanilya 1 yemek kaş.Tereyağ HAZIRLANMASI: Tencerenize sütü alın ,tereyağ hariç diğer malzemeleri ekleyerek karıştırın, Orta ateşte karıştırarak pişirin. Koyu kıvama gelen karışımı ateşten indirin ve tereyağını ekleyerek karıştırın. Eriyen tereyağından sonra süzgeçten geçirerek pürüzsüz hale getirin. ŞERBET İÇİN: 1 su bardağı toz şeker 1,5 su bar.Su 2 dolu yemek kaş.Karamel yada üzüm pekmezi HAZIRLANMASI: Su ve şekeri tencereye alın ve kaynatın. Şerbetiniz piştikten sonra içine 2 dolu yemek kaşığı karamel yada üzüm pekmezi ekleyin. ALT KAT: 1 pAKET Etimek 2 yemek kaş,Fındık kırığı ÜST KISIM İÇİN: 4 ad Kivi 1 paket Kivili öle 2,5 su bardağı sıcak su GENEL HAZIRLAMASI: Kare borcama etimekleri dizin. Üzerine karamelli şerbetini gezdirin. Şerbeti çektirdikten sonra fındık kırıkları serpin. En son muhallebisini eşit olacak şekilde yerleştirin ve buzdolabında soğutun. Diğer tarafta Kivileri halka halinde doğrayarak tabağa alın. Bir kaseye jöleyi alın ve üzerine sıcak suyu dökerek karıştırın. Jöleyi 5 dakika bekletin. Muhallebinin üzerine halka kesilen kivileri dizin. Daha sonra jölesini eşit şekilde dökerek yerleştirin. Tekrar buzdolabına kaldırın. Soğuduktan sonra kare dilimler halinde keserek ikram edin. Afiyet olsun. Sevgiyle..🧡🧡PASTEL DA NATA - BELEM TURTASI -(PORTEKİZ MUTFAĞI) NASIL YAPILIR? ÖLÇÜLERİ VE DETAYLI TARİFİ NASILDIR?
BELEM TURTA.Merhabalar sevgili dostlar, ''İnsanlar yaşadığı için değil,yaşayamadıkları için yaşlanırlar''der bir Portekiz Atasözü... Bizde bugün Portekiz'e uzanalım ve Ülkemizde de San Sebastian mı ?Nata mı ? yarışında sizler karar verin. Haftanın ilk tarifine tatlı ile başlayalım,günlerimiz tatlı geçsin.Portekiz Mutfağının en bilinen hatta en sevilen yöresel ve oriinal adı ''Pasteis de Nata''(Belem Turta)olan bir tarife yer verdim. Tarihine şöyle bir göz atacak olursak da turtanın doğduğu yer Portekiz'in Belem Kasabasında ki ''Jeronimos Manastırı''.. 1800'lü yıllarda bu manastır da yaşayan keşişler,kıyafetlerini kolalamak için yumurta akı kullanırken ,yumurta sarılarını değerlendirmek adına çeşitli kek ve pastalarda kullanmışlar.Ve Belem Turtası da böylelikle ortaya çıkmıştır. Daha sonraları Portekiz Hükümeti manastırlara yapılan para yardımlarını kesince,keşişler geçinebilmek ayakta kalabilmek adına Belem Turtasını yapıp satmaya başlasalar da yine de manastırın kapanmasına engel olamamışlar.Bunun üzerine keşişler,bu çok sevilen ve halen gizliliğini koruyan tariflerini güvendikleri bir fırına satmaları sonucunda Belem Turtası günümüze kadar orijinal lezzeti ile duyulmaya devam etmektedir.Bugün bir çok Ülke de ve bizim Ülkemizde de gerçek tadını bizzat yerinde yiyerek bilenler bile ,bir çok dükkan tam tarifine ulaşamasalarda aynı lezzeti tutturarak turtaları satışa sunmaktadır. Dışı katmanlı çıtır ve gevrek hamuru olan turtanın,krema kıvamında muhallebisi iç dolgusu,üzerinin hafif yanıklığı ,fırından çıkar çıkmaz değilde oda sıcaklığında ılınınca yenmesini ve tadını damaklarda hissedince Portekiz'i hiç görmeseniz bile,Portekiz'in gizemli havasının olduğunu düşündüren bir tat bulacaksınız. Belem Turtasını ve San Sebastian'ı birlikte deneyin ve kararı sizler verin. Hamur açma olmadan milföy hamuru ile rahatlıkla bu tarifi hazırlıyabilir ve sevdiklerinizle paylaşabilirsiniz. Hepinize kolay gelsin. MALZEMELER: 1 paket Milföy Hamuru (soğuk) 500 gr Toz şeker 250ml Su 1 ad portakal kabuğu + 1ad Limon kabuğu + 1 ad Çubuk Tarçın 500ml Süt 3 yem.kaş,Un 5 ad Yumurta sarısı MUFFIN KALIBINI YAĞLAMAK İÇİN: Tereyağ ÜZERİNE: Toz Tarçın yada Pudra şekeri HAZIRLANMASI: Su,şeker,portakal limon kabukları ve çubuk tarçını tencereye alın ve koyu kıvamda bir şerbet olana kadar kaynatın. Ocaktan indirin ve oda sıcaklığında ılımaya bırakın. Süt ve unu tencereye alın ve muhallebi kıvamı alana kadar karıştırarak orta ateşte pişirin. Pişen muhallebiye ılınan şerbeti azar azar ekleyerek karıştırın. Şerbetli muhallebiyi süzgeçten geçirin ve oda sıcaklığına gelene kadar bekletin. Daha sonra yumurta sarılarını birer birer ekleyerek karıştırın. Şimdi gelelim milföy hamuruna;Soğuk hamuru arasındaki naylonları çıkararak aynı şekilde üst üste dizin. Önce merdane ile bastırarak,daha sonra 2 cm kalınlığında olacak şekilde dikdörtgen bir hamur olarak açın. Açma işlemi yaparken az un serpebilirsiniz,daha sonra hamurun üzerindeki unu fırça ile temizleyin. Dikdörtgen hamurun geniş kısmından başlayarak sıkı şekilde rulo sarın. 20 ad çıkacak şekilde tahmini 1,5-2 parmak kalınlığında kesin. Muffın kalıbını tereyağ ile yağlayın. Hamurları kalıplara çanak gibi olacak şekilde bastırarak yerleştirin. Ortalarına muhallebiyi doldurun. 200 derece de ısıtılmış fırında turtaların üzerleri hafif yada isteğe bağlı olarak daha fazla yanık kızarana kadar (bu arada hamurda kızaracaktır)pişirin. Fırından çıkarın ve tel ızgara üzerine dizerek ılık hale gelmesini bekleyin. Daha sonra üzerine toz tarçın yada pudra şekeri serperek servis edebilirsiniz. Afiyet olsun. Sevgiyle...FISTIKLI SARMA BAKLAVA NASIL YAPILIR ? TARİFİ NEDİR?
FISTIKLI SARMA BAKLAVAMerhabalar sevgili dostlar,
Baklava denilince hepimizin aklına sanırım GaziAntep geliyor,suyundan mı toprağından mı
bilinmez yerinde yenilen baklavanın lezzeti hiç bir yerde yok..Kimimiz baklava dükkanların-
dan kimimiz ise kendi imkanları ile evlerinin mutfağında özellikle de bayram arifesinde yada
özel günlerin kutlamalarında ''baklava ''hazırlar..Şerbetli tatlılar içinde assolist misali baş köşede
yeri olan ''Baklava'nın'' geçmişine kısaca bir göz atmaya ne dersiniz?
Baklavalar,Balkanlar ve OrtaDoğu coğrafyasına özgü şerbetli tatlıların en lezzetlilerindendir.
Türk,Yunan,Bulgar,Ermeni,Arap ve Yahudi mutfaklarının hemen hepsinde baklava tarifleri bulunur.
Ve hepsi de baklavanın kendi tatlıları olduğunu iddia ederler .Genel olarak bakıldığında ise bütün
bu milletlerin yer aldığı coğrafya da uzun yıllar Osmanlı hüküm sürdüğü içindir ki baklavanın
Osmanlı tatlısı olduğu kabul edilmektedir.
Osmanlı da baklava ile ilgili en eski kayıt Fatih Sultan Mehmet döneminde Topkapı Saray
Mutfağı defterlerinde karşımıza çıkmaktadır.Buna göre 1473 yılı (Hicri 878yılı Şaban ayında)
Saray da baklava pişirilmektedir.Ve özel günlerde ,kutlamalar da ve gelen önemli konuklar için
baklava ikramı yapılmaktadır.
Evliya Çelebi yazılarında 17. yüzyıl ortalarında Bitlis Bey'i konağında baklava yediğini
yazmıştır. Vehbi'nin Sürnamesin de ise 1720 yılında Sultan III. Ahmet'in oğullarının sünnet
düğünlerinde baklava ikramı yapıldığı belirtilir.
Bu da göstermiştir ki ''Baklava'', Saray Murfağından Ülkelerin diğer bölgelerine kadar
yayılan ve bilinen ,yapılan bir tatlıdır.
Nitekim, AB Komisyonu da 8 Ağustos 2013 tarihinde Baklava'nın Türk Tatlısı olduğu
tescil edilmiştir.
Kısaca tarihine şöyle bir göz attığımıza göre gelelim çeşitlerine;her ne kadar hemen hemen
aynı hamur kullanılarak sadece şekil ve içine konulan malzeme nedeniyle farklı isimler kullanıl-
sa da özünde ''Baklava''adı altında toplanır hepsi...
Bizler de damak tadımıza göre bu çeşitlerden kimi zaman klasik cevizli baklavayı,
kimi zaman da farklı çeşitini deneriz. Özellikle de baklava satışı yapan güvendiğimiz ve lezzetin-
den emin olduğumuz dükkanlardan da almayı tercih ederiz.
Bazen de becerikli ev hanımlarımız kendi mutfaklarında ev baklavasını tercih ederler.
Ev baklavalarınında lezzeti bir başka lezzetli olur...Günümüzde daha da fazla çeşitlerini görür
olduk ve tatmak ,denemek isteriz.
Sizlere biraz daha pratik yapımı ile ''Sarma Baklava''yı yazacağım,umarım beğenir ve
denersiniz.Aslında bir çoğunuz belki annesinden belki anneannesinden görmüştür yada
bir çok defalar hazırlamıştır..Bir kez de benim tarifim ile dener misiniz ?
Tarifimin VİDEOsu da bulunmaktadır sizlere yapımında yardımcı olacaktır.
Buyrun birlikte hazırlıyalım.....
- MALZEMELER:
- Hamur İçin
- 200ml su
- 100ml sıvıyağ
- 2 ad yumurta
- 2 yemek kaşığı elma sirkesi
- 1 çay bardağı sulu yoğurt
- 1 çay kaşığı karbonat
- 1 çay kaşığı tuz
- 6,5 su bardağı Baklavalık Buğday Unu
- HAZIRLANMASI:
- Un,karbonat ve sirke hariç diğer bütün malzemelerini hamur yoğurma kasenize alın ve karıştırın.
- Azar azar un,üzerine karbonat ve sirkeyi ekleyerek karıştırmaya devam edin.
- Un marka ve kalitesine göre miktarında değişiklik gösterebilir yada yumurtaların büyüklükleri de miktarda değişkenlik gösterebilir onun için unu azar azar eklemenizde fayda var.
- Ele yapışmayan ama yumuşak bir hamur olmasını sağlayın ve üzerini örterek 1 saat dinlendirin.
- Dinlenen baklava hamuru açarken işinizi kolaylaştıracaktır.
- ARALARINA:
- 300gr kırılmış ve toz karışık Antep fıstığı
- Ev yapımı kaymak
- ÜZERİNE:
- 180 gr eritilmiş oda sıcaklığında sade yağ yada tereyağ
- ŞERBET İÇİN:
- 4,5 su bardağı toz şeker
- 4,5 su bardağı su
- 1 dilim limon
- HAZIRLANMASI:
- Su ve şekeri tencereye alın orta ateşte kaynamaya bırakın.
- Fokurdamaya başlayınca ateşi kısın ve 30 dakika kaynatın.
- Limon ekleyin ve 5 dakika sonra ateşten indirin oda sıcaklığında ılık hale getirin.
- HAMURUN HAZIRLANMASI :
- Dinlenen hamuru 2 eşit parçaya ayırın.
- Her bir parçayı da 7 eşit bezeler olacak şekilde yuvarlayın.
- Her bir hamur bezesini nişasta ile çay tabağı büyüklüğüne getirin.
- Daha sonra teker teker yine bol nişasta ile hamurları yemek tabağı büyüklüğüne getirin ve 7li gruplara halinde ayrı tepsilere yerleştirin,üzerini örtün ve 20 dakika dinlendirin.
- Her bir hamuru oklava ile önce nişasta serperek yufka büyüdükçe nişasta serpmeden dikdörtgen olacak şekilde açın.
- Yufkanın geniş kenarına yağ sürün ve bir parmak kalınlığında içe kapatın,ince oklavayı üzerine yerleştirin.
- Yufkanın bütün her yerine gelecek şekilde fıstık serpin,ve aralara kaymak sürün.
- Yufkanızı çok sıkı olmayacak şekilde oklavaya sarın ve hamurun iki ucunu elinizle içe doğru büzdürün pili pili olmasını sağlayın.
- Oklavayı yufkanın içinden çıkarın ve fırın tepsisine alın.
- Bütün hamurları aynı şekilde hazırlayın ve üzerine fırça ile eritilmiş sade yağ sürün.
- Pili ruloları bir parmak uzunluğunda kesin.
- Fırınınızı 150 derece de ısıtın,önce 150 derece de 30 dakika pişirin.
- Daha sonra fırın ısısını 100 dereceye düşürün ve 30 dakika daha pişirin.
- Fırından çıktıktan 5 dakika sonra ılık şerbetini üzerinde gezdirin ve dinlenmeye bırakın.
- Dinlendikçe şerbetini çekecek ve daha lezzetli olacaktır.
- Üzerini toz antep fıstığı ile süsleyin ve sevdiklerinizle paylaşın.
- Afiyet olsun.
- Sevgiyle....💖💖💖
KADAYIFLI SARMA MUHALLEBİ NASIL HAZIRLANIR ? ÖLÇÜLERİ VE YAPILIŞI NASILDIR ?
KADAYIFLI SARMA MUHALLEBİ
Merhabalar sevgili dostlar,
Dünyaya gözlerimizi açtığımızda anne sütünden sonra ilk tattığımız mama dediğimiz gıdadır
''MUHALLEBİ''...
Buram buram tarih kokan ''Sütün Muktediri''yani MUHALLEBİ..
1500'lü yıllarda Osmanlı da sevgiyle hazırlanan en kolay haliyle süt,şeker ve pirinç unu ile
pişirilerek dağıtılan ve sık tüketilen geleneksel tatlıdır Muhallebi..
Geçmişine bakıldığında isminin ortaya çıkışı bir Arap General olan ''Al-Muhallab İbn Abi Sufra'ya
dayanıyor. 7.yüzyılda Generalin komutasında görevli bir aşçının General için özel olarak hazırladığı
ve Generalin bu tatlıyı çok sevmesi üzerine kendi adını verdiği yazılır.
O günlerden bu günlere tarihi yolculuğu ile bizlerde ''Muhallebi''olarak biliriz.
Köklü geçmişini araştırdığımızda ilk muhallebi tariflerine 10.yüzyılda kayıtlarla geçen
tariflerdir. Ve 3 farklı Muhallebi tarifine rastlanır.
Biri bildiğiniz ''Sade Muhallebi,bir diğeri içine pirinç eklenerek pişirilen ,diğeri ise tavuk eti
ilavesiyle yapılan muhallebidir..
Evet ! Hepinizi duyar gibiyim..Hepimizin aklına geldiği gibi bu 3 tarifte 3 farklı sütlü
tatlıyı temsil etmektedir.
Muhallebi- Sütlaç - Tavuk Göğsü
Sütlü tatlılar kategorisine baktığımızda ve de kime sorsak samırım sütlü tatlılar içinde bu ilk
3 tatlı söylenecektir.
Tarihi öyküsü ve sevilen lezzeti ile zaman içinde ilave malzemeler ile her biri farklı tatlar alsada
özünde damaklarda kalan ''Muhallebi''nin tadıdır.
Bu ialve malzemeler ve şekiller ile bende sizler için bir tarif hazırladım.Sanırım bir çoğunuz
biliyorsunuz ve tatmışsınızdır. Genellikle cup'lar içinde hazırlanan ''Kadayıflı Muhallebi''yi
birde ''Sarma ''olarak deneyelim.
Hepinize şimdiden kolay gelsin...
- MALZEMELER:
- KADAYIFLI KISMI İÇİN:
- 300gr Tel Kadayıf
- 2 yemek kaşığı Pudra şekeri
- 100 gr tereyağ
- 1 kahve fincanı Fındık yada Ceviz
- HAZIRLANMASI:
- Tel kadayıfları küçük boyutlar olacak şekilde keserek hazırlayın.
- Tavaya tereyağını alın ve kadayıfları ekleyerek kavurmaya başlayın.
- Devamlı karıştırarak kavurma işini yaparsanız hepsi aynı renkte kavrulacaktır.
- Rengi hafiften dönmeye başlayınca ceviz yada fındık kırıklarını ilave ederek kavurmaya devam edin.
- Rengi pembeleşince pudra şekerini ekleyin ,karıştırın ve ateşten indirin.
- Orta büyüklükte bir tepsiye kavrulan kadayıfları bastırarak eşit kalınlıkta yerleştirin.
- MUHALLEBİSİ;
1lt Süt - 4,5 yemek kaşığı Un
- 8 yeme kaşığı toz şeker
- 1,5 yemek kaşığı tereyağ
- 1 paket vanilya
- İÇİNE:
- Fındık yada ceviz
- HAZIRLANMASI:
- Süt,şeker ve unu tencereye alın ve pürüzsüz olana kadar çırpın.
- Orta ateşte karıştırarak pişirmeye başlayın.
- koyu kıvam alarak piştiğinde tereyağ ve vanilya ekleyerek ateşten indirin.
- Mikserle 5 dakika çırpın. (Çırpma esnasında muhallebi ılık hale gelecektir.)
- Hazırladığınız kadayıfın üzerine yine eşit dağılım olacak şekilde yerleştirin.
- Üzerine fındık yada ceviz kırıkları serpin.
- En az 3-4 saat buzdolabında soğutun. (Geceden hazırlarsanız daha da güzel olacaktır)
- Tamamen soğuyan tatlınızı dikdörtgen olacak şekilde kesin ve rulo sarın.
- Servis tabağına aldığınız ''Kadayıflı Sarma Muhallebi''leri Antep Fıstığı ve cevizle süsleyin.
- Afiyet olsun.
- Sevgiyle...💖💖💖
İNCİR TATLISI NASIL HAZIRLANIR ? VİDEOLU TARİFİ İLE BİRLİKTE AÇIKLAMALI BİLGİLERİDİR.
İNCİR TATLISIMerhabalar sevgili dostlar,
Özellikle kış aylarında canımız aniden yemek üstüne bir tatlı çektiyse ,mutfağınızda da kuru
meyveler bulundurmak adedi varsa,pratik olduğu kadar çok da lezzetli bir tatlı olan ''İncir Tatlısı'
tatlı isteğinizi giderecektir.
Dünya da olduğu gibi Ülkemizde de çok kıymetli olan ve yetiştirilen ''İNCİR''meyvesi
tazesiyle olduğu kadar kuru olarak da çok sık tüketilir.
Kalsiyum içeriğiyle kemik sağlığını destekleyen İncir,yüksek oranda lif içeren bir meyve
olduğu içinde uzun süre tokluk hissi verecektir.
Cilt sağlığını da desteklediği düşünülen İncir,potasyum bakımından da zengindir.Astım ve
bronşit hastalığına iyi gelen İncir,bağışıklık sisteminizi güçlendirmede yardımcı olacaktır.
Şeker içeriğinin yüksek olması ve kandaki şekeri aniden yükseltmesi nedeniyle ''DİYABET
HASTALARININ'' taze yada kuru incirden uzak durmaları yada 1 adetten fazla tüketmemeleri
gerekmektedir.
Ceviz ile tüketilen İncir hem vücudunuzu zehirlerden korur hemde bronşit'e iyi gelerek,
öksürüğü keser. Boğaz ağrısı,Bronşit ve öksürüğe faydalıdır. Aklınız da bulunsun...
Şimdi kısaca bilgilendiğimize göre bu lezzetli tatlının yapımına geçebiliriz.
Zaten o kadar pratik ki,okurken bile hazırlıyabilirsiniz.
Hepinize kolay gelsin.
- MALZEMELER:
- 15 ad biraz büyükçe Dağ İnciri
- Ceviz (bütün olarak )
- 1 su bardağı toz şeker
- 1.5-2 su bardağı sıcak su
- HAZIRLANMASI:
- İncirleri bir kase içinde sıcak su ilavesi ile 5 dakika haşlayın.
- Suyunu süzün ve tepe kısmını kesin.
- Alt kısımlarınızı elinizle biraz büyüterek açın ve içine ceviz yerleştirin.
- Bir tava yada tencereye içlerini doldurduğunuz ve tekrar kapattığınız incirleri sırayla dizin.
- Üzerlerine toz şekerini ve sıcak suyunu gezdirin.
- Kapağını kapatarak kısık ateşe alın.
- 5 dakika kapağı kapalı olarak pişirin ve sonra kapağını açarak şerbetinin kıvamına göre pişirmeye devam edin.
- İncirler tamamen yumuşayınca ateşten indirin ve tabağa alarak soğutun.
- Servis esnasında üzerine ister ceviz kırıkları,ister Antep fıstığı tozu yada çok yakıştığını söylemeliyim bir dilim kaymak ile afiyetle tüketin.
- Afiyet olsun.
- Sevgiyle...💖💖💖
KADAYIFLI REVANİ NASIL YAPILIR ? TARİFİ NEDİR ?
KADAYIFLI REVANİ
Merhabalr sevgili dostlar,
Dünden bugüne Türk Mutfağının ''tatlılar''kategorisine bakıldığında ''REVANİ''ilk sıralarda yerini
alır.Öyküsüne kısaca göz atacak olursak da Osmanlı Döneminde Ermenistan ve Erivan'ın fethedil-
mesi şerefine saray aşçıları tarafından icat edilen bir tatlıdır.O günlerden bu günlere gelen ve her
daim tercih edilen tarifler de olduğu gibi de bir tesadüf yada bir kutlama şerefine yapılan yemekler
yada tatlılar gibi..
4.Murat Han zamanından günümüze kadar gelen ve Türk Mutfağın da yerini alarak ve milletçe
çok sık tüketilen bir tatlı olması sebebiyle bayramlar da ve yemek üstü tatlı ikramlarında tercih edi-
len tatlıdır.
Her ne kadar pratik yapımı olduğu görülse de hamurunun süngerimsi dokusunu ve şerbetinin
hamura tamamen geçmesini sağlayarak lezzetli bir tatlı ortaya çıkarmak için biraz özen ve sabır ister.
Bugün sizler için hazırladığım ''REVANİ''ye bir ilave yaparak daha da lezzetli bir hale getirdim.
Denediğiniz zaman beğeneceğinizi umuyorum. Ölçüleri birebir olmakla birlikte yazdığım şeylere
dikkat ederseniz sevdiklerinizle güzel bir tatlıyı paylaşacaksınız.
Hepinize şimdiden kolay gelsin.
- MALZEMELER:
- HAMURU:
- 3 ad yumurta
- 1/2 su bardağı toz şeker
- 1/2 su bardağı zeytinyağ
- 1 su bardağı yoğurt
- 1 su bardağı İrmik
- 1 su bardağı Un
- 1 orta boy çorba kasesi iri doğranmış ceviz
- 1,5 su bardağı kavrulmuş tel kadayıf
- 1 paket kabartma tozu
- 1 paket vanilya
- ŞERBETİ İÇİN:
- 4 su bardağı toz şeker
- 3 su bardağı su
- 1 dilim limon
- ÜZERİ İÇİN:
- Toz Antep Fıstığı yada Hindistan Cevizi
- HAZIRLANMASI:
- Hamurun yapımı ile başlayalım.
- Yumurtalar ve toz şekerini mikser kabınıza alarak yoğun bir kıvam alıp köpük haline gelene kadar çırpın.
- Yoğurt ve zeytinyağını ekleyin karıştırın.
- Kuru malzemelerini sırayla ekleyerek karıştırın.
- Tel kadayıfı kavrulmuş almadıysanız ,şehriye boyutunda kesin ve tavada rengi dönene kadar kavurun ve soğutarak hamura ilave edin.
- Kare yada dikdörtgen borcamı yağlayın ve hamur karışımını yerleştirin.
- Eşit dağılımını sağlayın.
- 160 derece de ısıtılmış fırında takribi 20 dakika pişirin.(kürdan testi yapın)
- Fırından çıkan tatlıyı 5 dakika (ilk sıcağı çıkana kadar) bekletin ve oda sıcaklığında soğuyan şerbetini verin.
- Tatlınızın üzerini strech ile kapatın ve 1 saat dinlendirin.
- GELELİM ŞERBETİNE:
- Su ve şekeri tencereye alarak orta ateşte kaynamaya bırakın.
- Kaynamaya başladıktan sonra 5 dakika kaynamasına müsade edin.
- Limon dilimini ekleyin ve 10 dakika kısık ateşte kaynatın.
- Başka bir kaseye aktarın ve oda sıcaklığında soğutun.
- Tatlımız dinlendiyse kare dilimleyelim ve her bir dilimin üzerine fıstık tozu serpelim.
- Damaklar da enfes tadı ile ''TEL KADAYIFLI REVANİ''ikrama hazır..
- Afiyet olsun.
- Sevgiyle...💖💖💖
YER FISTIĞI HELVASI NASIL YAPILIR ? TARİFİ VE ÖLÇÜLERİ NELERDİR ?
YER FISTIĞI HELVASIMerhabalar sevgili dostlar,
HELVALAR denilince günümüz de yas'lı günleri hatırlatıyor olsa da ,Osmanlı Döneminde
helva kutlamaların tatlısı olarak bilinir.Saray Mutfaklarında helvahaneler bir çok helva çeşiti
ve özel helva ustaları eliyle hazırlanır ve dağıtılırdı.
Günümüz de ise helva'yı özellikle de irmik ve un helvasını acılı günler de kavurur ve eşe
dosta dağıtırız.Bunun yanı sıra en çok sevilen ve çeşitleri ile bir çok damağa hitap eden tatlıların
başında gelir.Bundan sebep de artık sadece helva satan dükkanlar bile görmekteyiz.
Günü,saati hiç belli olmadan canımız tatlı çektiğinde ilk akla gelen tatlıdır helva..
Her ne kadar hemen bir kavuralım deseniz de aslında kısık ateşte uzun süre kavrularak ve kıvamında
yapılan şerbetini vererek yapılan helvaların lezzeti bir başka güzeldir.
Helva,birazda sabır işidir,kıvam işidir...Lezzetin ustaları tahta kaşığı ellerine aldıkları zaman
ölçü bile kullanmadan sabırla kavrulan irmik yada un'a şerbetinin ne zaman verileceğine ,ne zaman
demlenip tabaklara alınacağına karar verirler.Yani diyeceğim o ki helva başlı başına özen ister,
itina ister ve lezzet ister..
Bugün ben sizlere yine Saray Mutfaklarında hazırlanan ve günümüze uyarlanan bir helva
tarifi hazırladım.Yer fıstığının da bol olduğu şu günler de pişebileceğiniz ,ister tepsiye dökerek
baklava dilimi gibi kesin isterseniz mini silikon kalıplar da şekil vererek ikram edin.
Hepinize kolay gelsin...
- MALZEMELER:
- 200 gr yer fıstığı
- 1 su bardağı un
- 1/2 su bardağı nişasta
- 100 gr tereyağ + 4 yemek kaşığı zeytinyağ
- 1 su bardağı su
- ŞERBETİ İÇİN:
- 2 su bardağı toz şeker
- 2 su bardağı süt
- HAZIRLANMASI:
- Yer fıstıklarını bir tavaya alın ve kavurun.
- Rondodan geçirerek un haline getirin.
- Helva tencerenize tereyağını alın ve eritin.
- Unu ilave ederek kısık ateşte kavurmaya başlayın.
- Ununuz gevşeyerek renk değiştirene kadar kavurun.
- Bu aşamada zeytinyağ ekleyin ve fıstıkları ialve ederek 5 dakika daha birlikte kavurun.
- Nişastayı bir kaseye alın ve 1 su bardağı su ile açın.
- Ilık haldeki süte şekeri ekleyin ve el çırpıcısı ile pişirmeden karıştırarak şekerin erimesini sağlayın.
- Şeker tamamen eriyince nişastalı suyu da ekleyin karıştırın.
- Kısık ateşte kavurduğunuz un ve fıstıklara yavaş yavaş şerbetini ekleyerek karıştırın.
- Şerbetini çektire çektire ekleyeceğiz.
- Şerbetini tamamen çeken helvayı ateşten indirin ve demlemeye bırakın.
- Ilık hale gelinde ister bir borcama dökün dilimleyin,isterseniz de minik silikon kalıplarda şekil vererek hazırlayın.
- Arzuya göre üzerini yer fıstıkları ile süsleyebilirsiniz.
- Afiyet olsun.
- Sevgiyle...💖💖💖
ÇİKOLATALI İRMİK HELVASI NASIL PİŞİRİLİR ? ÖLÇÜLERİ NEDİR?
ÇİKOLATALI İRMİK HELVASI
Merhabalar sevgili dostlar,
Doğumda ,ölümde,düğünde ,dernekte irmik helvasına hemen her yerde rastlamaktayız.
Çoğumuzun aklına cenazeler de kavrularak dağıtıldığı bilinse de bu gelenek bizlere Orta Asya
Türk İnanışlarından gelmektedir.
Aslında Osmanlı Saray Mutfaklarına gittiğimiz de ''HELVA'',keyfin,sevincin,şehzadenin taht-
a geçişinin,harem de doğumun,savaşta zaferin şerefine kavrulup dağıtılan yenen bir tatlıdır.
Bir çok gelenek ve görenekleri,yemek kültürünü aldığımız Saray Mutfaklarının bu güzel geleneğini
niye tercih etmediğimiz ise Türklerin Arap kültürüne yakınlaşması sebebiyet vermektedir.
Günümüz de ''HELVA''dükkanlarının çoğalması ve çeşitli ilave malzemeler ile zenginleştirilmesi
sonucu gençler tarafından da sevilerek tüketilen bir tatlı haline gelmiştir.
En çok tercih edilen helvalardan biri de ''İRMİK HELVASI''dır.Yörelerimiz olarak bakıldığında
Un Helvası ile yapılan çeşitler görülmektedir.Bu biraz da yemek alışkanlıklarına bağlı olarak
değişkenlik gösterir.
Alışılmışın aksine bugün sizlere ek malzeme olarak çikolata kullanarak güzel bir helva hazır-
ladım.Özellikle çocukların daha çok seveceğini düşünüyorum.
Haydi o zaman helva severler,bir de çikolatalı helvayı deneyin.
- MALZEMELER:
- 1,5 su bardağı irmik
- 3 su bardağı süt
- 2 su bardağı toz şeker
- 100gr tereyağ + 3 yemek kaşığı zeytinyağ
- 1 çay bardağı (ajda) fındık kırığı
- 100 gr bitter çikolata
- ÜZERİNE:
- Antep fıstığı yada Fındık kırığı
- HAZIRLANMASI:
- Öncelikle süt ve şekeri bir kaseye alarak pişirmeden karıştırarak şekeri oda sıcaklığında eritin.
- Helva tencerenize tereyağını alın ve eritin.
- Fındıkları ekleyerek hafifçe kavurduktan sonra irmiği ekleyerek kısık ateşte kavurmaya devam edin.
- İrmik helvasının özelliği ağır ateşte devamlı kavurarak kokusunu çıkarmak ve irmiğin rengini hafifçe döndürmektir.
- İrmiğin rengi dönmeye başlarken zeytinyağını ekleyerek 5 dakika daha kavurun.
- Hazırladığınız sütlü şerbeti azar azar ve karıştırarak ekleyerek kapağını kapatın.
- Bitter çikolatayı küçük parçalara kesin.
- Şerbetini çekmeye başlayan helvaya çikolataları ilave ederek hızlıca karıştırın ve bir mutfak havlusu örtün,kapağını kapatın ve dinlendirin.
- Helvanızı ister kaselere koyarak ters çevirin ve servis tabağına alın,isterseniz kaşık kaşık tabaklara servis edin.
- Üzerini antep fıstık tozu yada fındık kırığı ile süsleyin.
- Afiyet olsun.
- Sevgiyle...
REYHAN ŞERBETİ NASIL YAPILIR ?
REYHAN ŞERBETİ
Merhabalar sevgili dostlar,
Yaz sıcaklarının yüzünü göstermesi ile birlikte soğuk içecekler de talep görmeye başladı.
Hazır satılan içeceklerden uzak durmayı tercih edenler arasındaysanız bugün sizlere ,Osmanlı
Saraylarının vazgeçilmez şerbetleri içinde olan ''Reyahan Şerbeti'nin nasıl hazırlanır onu yaza-
cağım.
Reyhan mı fesleğen mi sorusu bir çoğumuzun kafasını karıştırır ,oysaki bilmemiz gereken
fesleğen de reyhan da aynı familyanın,aynı cinsinden aynı tür bitkilerdir.
Boyları,yaprak irilikleri ve renkleri ile kafaları karıştırsa da dediğim gibi ikisi de aynı familyanın
bitkileridir.
Mini boyda yaprağı ve yeşil rengi ile olan fesleğen'i genellikle balkon saksılarımıza yerleştirir,
ara ara avuç içimizle şöyle bir silkeler sever ve kokusunun yayılmasını sağlarız.Üstelik bu bitki,
balkonlar da böcek uzaklaştırıcı özelliğine de sahiptir.Anlıyacağınız böcek savar olarak iş görür.
İri yapraklı ve çoğunlukla mor renkli olanlara da bir çok yöremiz de ''reyhan'' denir.Esas
farklılıkları ise kokularıdır.Fesleğen (mini yeşil yapraklı olan) tatlımsı yoğun kokulu,Reyhan ise
acımsı keskin kokusu ile bilinir.Ve mor rengi ile de katkı maddesi olarak ilave ettiğiniz de rengini
vermesidir.
Osmanlı Saraylarının vazgeçilmezi dediğimiz şerbetimizin ham maddesidir.Ayrıca da Saraylar da
sadece şerbet olarak değil,cilt bakımı olarak da Sultanları kullandığı bir bitkidir.
Alternatif Tıp Uzmanları da şifa niyetine kullandığı doğal ilaçtır.Sinir ve Sindirim sistemini yeniler,
antibakteriyal özelliği ile vücudu temizleme de oldukça etkilidir.
Bunca faydaları ile şimdi tam da mevsimi ise ve de doğal içecekler tercih edenler için gelin
bu şifalı bitki ile lezzetli bir şerbet hazırlıyalım ve buzdolaplarınız da cam şişeler içinde her daim
elinizin altında bulunarak soğuk içecek isteğinizi sağlasın.
Hepinize kolay gelsin.
- MALZEMELER:
- 2 bağ mor Reyhan (eğer reyhan bağları küçük ise 3 bağ almanızı tavsiye ederim)
- 1 ad orta boy çubuk tarçın
- 4-5 ad nar çiçeği
- 4 ad karanfil
- 3 gr limon tuzu
- 250 gr toz şeker
- 1,5 lt kaynatılmış su
- HAZIRLANMASI:
- Reyhan bağlarını sapları ile birlikte güzelce yıkayın ve kenara alın.
- Tencerenize kaynar suyu alın.
- Toz şekeri ekleyerek orta ateşte şekerin erimesini sağlayın.
- Limon tuzu,tarçın ,karanfil ve nar çiçeğini ekleyerek 5 dakika daha birlikte kaynatın.
- Tarçın ve karanfil kokusunu bıraksın.
- Reyhanları sapları ile birlikte şlave ederek 5 dakika da birlikte kaynatın.
- Ateşten indirin ,kapağını kapatın ve oda sıcaklığında demlendirin.
- Süzerek cam sürahi yada şişeler boşaltarak buzdolabına kaldırın.
- Soğuk olarak ikram edin.
- Nefis lezzeti ve şahane rengi ile hepinize şifa olsun.
- Afiyet olsun.
- Sevgiyle...
- Not: Tarifimizin Neşem Çelik/YouTube Kanalımız da ve bulunduğunuz sitemizin ''VİDEOLAR''Bölümünde videosunu bulabilirsiniz.
- Kanalımıza ve sitemize ABONE OL'un ücretsiz olarak tariflerden haberiniz olsun.
o




















.jpg)
.jpg)
.jpg)







