TARTE TATİN NEDİR?NASIL HAZIRLANIR? Şeftali'li Tart Tatin tarifi

Merhabalar sevgili dostlar, Bu hafta yine bir yolculuğa çıkalım ve 1800'lü yılların Fransa'sına gidelim. Günümüzde dahi sevilerek tüketilen ''TART TATİN''nereden çıkmış ,nasıl hazırlanmış şöyle kısaca bir göz atalım. Takvimler 1880'ler Paris'i göstermekte,iki kız kardeşin,bir yemek pişirme kazası sonucu,yalnışlıkla yaktıkları şekerin karamel tadını alması ve o günden günümüze kadar gelen bir Fransız tatlıları klasiği..TARTE TATİN ''TATIN''dediğimiz bu tart'da,adını bu iki kız kardeşin kendi adlarını verdikleri ve sahibi oldukları otellerinde özel yemek olarak servis ettikleri bu tatlı,zaman içerisinde Fransadan çıkarak diğer Ülkelere de yayılmıştır. Fransız tatlıları arasındaçok sevilen ve geleneksel lezzetleri olarak bilinen ''Tarte Tatın''meyvenin,şeker ve tereyağı ile karamelize edilmesiyle hazırlanır. Aynı kap içerisinde pratik ve kolayca hazırlanması ve yine aynı kap içerisinde pişirilmesi de ,zahmetsiz bir tatlı olmakla birlikte,lezzeti ile de ön plana çıkmıştır. Meyve olarak genellikle ''elma''tercih edilmesi de sanırım her mevsim de elma'yı bulabilmelerinden kaynaklanmıştır. Daha sonraları mevsimine göre sert ve kullanımı rahat meyveler de kullanılmıştır. Meyvelerin yanı sıra,hamuru da buzlukta 3 ay kadar taze kalabilmesi bu tatlının yapımını daha da kolay hale getiriyor. Tart hamuru,un,tereyağ bazlı,pürüzsüz esnek yapısıyla,ağızda dağılan kıvamı ile ''Kiş''ve'' Turta''yapımında da kullanılan bir hamurdur. Tart ve Turta olarak hem tatlı hem de tuzlu malzemelerle hazırlanan bir hamur olmasıdır.Tart dediğimizde üzeri hamur ile kapatılmayan,Turta ise iç dolgusu sonrası üzeri hamur ile kapatılan yemeklerdir.Kiş'leri hamurları da aynıdır genellikle de tuzlu malzemelerle hazırlanır ve üzerleri hamur ile kapatılmaz. Kısaca baktığımızda ''Tart''açık,''Turta''kapalıdır. Dünya Mutfaklarına,bir çok pişirme tekniği ile yeni lezzetler kazandıran Fransa 'da ,her biri kendine hayran bıraktıran tatlarıyla,sufle,ekler,profiterol,makaron,krem karamel,krem brüle 'de bunlardan bir kaçıdır. En bilinenler diye bakıldığında ''Galette'',''Tarte Tatin''gibi tatlılar,tereyağ ile hamurunun kıtırlığa ulaşmış tartları,bugün de Dünyanın bir çok yerinde tercih edilen tatlıları arasındadır. 1800'lü yıllardan,bugün'e,Fransa'dan yayılan ,iki kız kardeşin,yalnışlıkla pişirdiği bu lezzeti haydi hep birlikte bizlerde analım ve pişirelim. Hepinize kolay gelsin. TARTE TATİN MALZEMELER: HAMURU: 125 gr Tereyağ (Soğuk) 250 gr Un 50gr Toz şeker (1 yem kaş) 1 ad Yumurta sarısı 1 çay kaş Tuz HAZIRLANMASI: Kasenize un ve tuzu alarak karıştırın. Küçük parçalar halinde kesilmiş soğuk tereyağını ekleyin ve parmak uçlarınızla un ile tereyağının kum halini almasını sağlayın. Şeker ve yumurta sarısını ekleyerek hamuru toparlayın. Hamuru steç'e sararak ,30 dakika buzdolabında dinlendirin. MEYVENİN HAZIRLANMASI 3-4 ad Şeftali yada Elma 100 gr Tereyağ 150 gr Esmer şeker 2-3 damla limon suyu (Tercihiniz elma olacaksa,kabuklarını soyduğunuz elma dilimlerini kararmaması için limonlu su içine ayıklayın ve bekletin.) Şeftali tercih edenlerin biraz sert şeftali seçmeleri ve dilimleri çok ince kesmemelidir. HAZIRLANMASI: Şeftalileri soyun ve dilimleyin.(Kalın dilimler) Fırına girebilecek bir tava yada tepsiye tereyağını alın ve eritin. Üzerine esmer şekeri yavaş yavaş ekleyerek şekerin eriyip karamelize olmasını sağlayın. Karamelize şekerin üzerine sık sık olacak şekilde şeftali dilimlerini yerleştirin ve üzerlerine limon suyu gezdirin. Ocaktan indirin. Buzdolabında beklettiğniz hamuru az un serptiğiniz tezgah üzerinde,meyve karışımını kapatacak büyüklükte açın. Şeftalilerin üzerine kapatın ve kenar kısımlarını meyvelerin çıkmaması için sıkıştırın. Önceden ısıtılmış 180 dereceli fırında yaklaşık 30-35 dakika pişirin. Hamurunuz altın sarısı renginde olmalıdır. Fırından çıkınca 5 dakika bekletin. Üzerine bir tabak kapatarak tart'ınızı ters çevirin. Sıcak yada soğuk olarak ,dondurma eşliğinde servis edilebilir. Afiyet olsun. Sevgiyle..🧡🧡

PİLAKİ NE DEMEKTİR?PİLAKİLER NASIL PİŞİRİLİR?BARBUNYA PİLAKİSİ NASIL YAPILIR?

Merhabalar sevgili dostlar, PİLAKİ,denilince aklınıza ilk gelen yemek ''Barbunya'dır'' değil mi? Aslında ''Pilaki''bir yemek pişirme tekniğidir. Soğan,sarımsak,havuç,biber,patates ve domatesin lezzetlendirdiği,zeytinyağ kullanılarak pişirilen ve soğuk yenilen,Türk Mutfağının başlıca zeytinyağlı yemeklerindendir. Pilaki'nin kelime kökenine baktığımızda,Yunanca 'da,üzerinde pide pişirilen tepsi yada tabaklara verilen isimdir. II.Beyazıt döneminde Saray Mutfağında,Mekke de yapılan bu tepsiler (pilakiler)kullanılmaya başlanmış ve içinde zeytinyağ'ı ile pişirilen sebzelerle balık ve paça pişirilmiştir. Zaman içerisinde de bu kapta (pilaki)pişirilen yemeklerin ismi ''PİLAKİ''olarak anılmaya başlanmıştır. Her ne kadar PİLAKİ sözcüğü Türkçe değilse de ,Osmanlı döneminde pişirme tekniği ve kullanılan kase nedeniyle,Türk Mutfağında sağlam bir yer edinmiştir. Pilaki içerisinde ilk pişirilen yemeğin ise,Evliya Çelebi'nin anlattığı ve Trabzon da yapılan Hamsi Pilaki'sidir.O dönemlerde pilaki de pişen bir çok balık yemeklerine rastlarız.Bunlar Dana Pilakisi,Kefal balığı Pilakisi,Yağsız Uskumru Pilakisi,İstiridye Pilakisidir. Osmanlı döneminde ,Pilaki içinde pişirilen yemeklerin daha çok balık ürünlerinin tercih edildiği görülmektedir. Bu pişirme tekniğinin ortak özelliği,bir tür ''Breeze'' etme (yiyeceği düşük ateşte,kapalı bir kap içinde,az sıvı ile pişirmek) tekniğiyle yapılmasıdır.Kısaca söyleyecek olursak,ana malzemenin pişme esnasında suyunu bırakarak,lezzetini yemeğin suyuna bırakmasıdır. Pilaki'lerin içine giren malzemeler konusu hala tartışıla dursun,Osmanlı Saray Mutfağında ,Pilakilere asla domates ve salça konulmaz,hatta soğan yahnilere bolca konulmakla birlikte,pilakiler de soğanın yerini sarımsak almaktadır. Zaman içerisinde domatesin Ülkemize gelişi ve yemeklere ilavesiyle birlikte,Pilakiler de nasibini almış,yine de az miktarda olmak kaydıyla Pilaki yemeklerinin içinde bulunmaya başlamıştır. Pilakiler servis tabağına alındığında yemeğin rengiyle kendini belli eder,sebzelerin ana malzeme ile eşit dağılımı,helmelenme olmadan diri ama pişmiş duruşları ve yemeğin suyunun az ve net oluşu (rengi havuçtan ve az domatesten dolayı turuncu olmalıdır) bir pilaki de olması gerekendir. Asla salça konulmaması gereken bir yemektir. Sıcak yaz günlerinde,görüntüsüyle hem görsel bir serinlik,hem de mideyi rahatsız etmeyen hafif bir yemektir. Geçmişten günümüze ,pişirme teknikleriyle ön plana çıkan yemeklerimizden ''Pilaki''bugün ki konuğumuz olsun ve tekniğine uygun,lezzetli bir ''BARBUNYA PİLAKİ''pişirelim. Hepinize kolay gelsin. BARBUNYA PİLAKİSİ MALZEMELER: 3 su bar.Taze Barbunya 1 çay bar Zeytinyağ 3 ad Domates rendesi 1 ad Kuru soğan 1 ad Havuç 1 ad Patates 2 ad Sivri biber 5 diş Sarımsak 1 yem kaş toz şeker 1/2 yem kaş Tuz 1.5 su bar Su HAZIRLANMASI: Öncelikle barbunyaların kara suyunu çıkarmak için bir tencereye alın ve su ilavesiyle 10 dakika kaynatın süzün ve soğuk sudan geçirin. Kısa sürede ve renginin kararmaması için düdüklü tencere tercih edin.Hem helmelenme olmasın hem lezzetleri birbirine kısa sürede geçsin. Kuru soğanı piyazlık doğrayın ve zeytinyağı ilavesiyle kavurmaya başlayın. Havuç,patates,biber ve sarımsakları halka doğrayın. Kavrulmakta olan soğanlara önce sarımsakları ekleyin. Daha sonra doğradığınız havuç,patates ve biberleri ilave edin. Barbunyaları,domates rendesini,tuz ve şekerini ekleyerek karıştırın. Suyunu verin ve kapağını kapatarak takribi (düdüklü tencerenizin zeytinyağlıları pişirme süresinine göre) 15 dakika pişirin. Pişen Barbunya Pilakinizi servis tabağına alın ve soğutun. Üzerini maydanoz yaprakları ile süsleyin. Afiyet olsun. Sevgiyle...🧡🧡

DİYARBAKIR MUTFAĞIN'DAN GELENEKSEL BİR LEZZET,DUVAKLI PİLAV NASIL YAPILIR?MALZEMELERİ NELERDİR?

Merhabalar sevgili dostlar, Diyarbakır Mutfağının düğün yemeklerinden ''DUVAKLI PİLAV''- Diyarbakır'ın coğrafi işaret alan yemeği.. Sofralarımızın vazgeçilmez yancısının muhteşem bir ana yemeğe dönüş hikayesi.. UzakDoğu ve GüneyDoğu Asya'dan Hindistan'a uzanan geniş coğrafya da ,halkların temel besini ''PİRİNÇ'',Anadolu da tarımsal üretimin önceliği nedeniyle yerini bulgura bıraksa da,Türk Mutfağının ,törensel yemeklerden,gündelik sofralara kadar güncelliğini koruyan ''Pirinç Pilavı'',her dönem özel bir statüye sahip olmuştur.Ve ''Pilav''denildiğinde ilk akla gelen ''Pirinç Pilavı''dır. 13.Yüzyılın ünlü şair ve düşünürü ''Mevlana''nın mutfağında ,pilav'a,birkaç farklı malzeme katılımıyla rastlanır ve kavurma tekniği ile pişirildiği kaynaklara geçmiştir. Osmanlı Saray Mutfağı kültürüne baktığımızda ,pilavlar törensel nitelikler taşır ve çorbaların,sebze ve et yemeklerinin,dolmaların ve hatta tatlı ve meyvelerin arkasından sofraya getirilerek ''sözkesen''adını alır ve yemeğin sona erdiğini,yemeğin tamamlandığını ifade eder.Bir nevi kapanış yemeğidir. Evliya Çelebi'nin 17.yüzyılda ki seyahatnamesinde,bir çok farklı malzeme ile pişirilen pilav çeşitlerinden bahsedilir. 18.Yüzyıla gelindiğinde sebzeli ve balık ürünleriyle hazırlanan pilav çeşitlerinin,Saray Mutfağında aranan tatlar arasında olduğu görülür. Ülkemizde bölgelerin kendilerine has gelenek ve göreneklerini yansıtan ve hatta bir çoğu hikayesi ile özleşen pilav çeşitlerini görmekteyiz. Siirt'in hamurla kapattığı ve yeni gelinlere nasihat niteliğinde yapılan ''Perde Pilavı''na atfedilen,Diyarbakır ''Duvaklı Pilavıyla öne çıkar. Duvak geleneği,Diyarbakır ve bazı illerde,düğünün sonlanması,gelinin erkek evine geldiğinin ertesinde ,her iki tarafın bir araya gelerek.dağıtılan ''Duvaklı Pilavı''yemeleri ile,bir nevi düğün töreninin sorunsuz bitimi anlamını taşır. Bolluk bereket dileğiyle gerçekleştirilen bu ritüeller,tarihi zenginlikleri,kültürleri ve yüzyıllardır o topraklarda yaşayan farklı insan kültür,gelenek ve göreneklerinin mirası olarak günümüze kadar gelmiştir ve devam edecektir. ''PİLAV''denilince ''EVET'',Türk Mutfağının en önemli yemeğidir ama Bölgeler olarak bakıldığında hikayeleri,malzeme ilaveleri ve pişirme teknikleri ile baş yemek olarakta yerini aldığını görmekteyiz. Bir kapanış yemeğinden ,baş yemek konumuna gelen ''DUVAKLI PİLAV''da bunlardan sadece bir tanesidir. Bu lezzetli ve masalara çok yakışan yemeği bu hafta sofralarımıza konuk edelim. Herkese şimdiden kolay gelsin. DUVAKLI PİLAV MALZEMELER: PİLAV İÇİN: 2 su bardağı Baldo Pirinç 100gr Çiğ Badem 5 yem.kaş.Zeytinyağ + 1 yem kaş Tereyağ Az tuz 3 su bar Su HAZIRLANMASI: Pirinci çok kaynar olmayan su içinde 10 dakika bekletin ve soğuk su ile yıkayarak süzdürün. Tencereye zeytinyağını alın ve eritin. Pirinçleri ekleyerek kavurmaya başlayın.(5 dakika kadar) Tereyağını ilave edin ve suyunu,tuzunu vererek karıştırın. Kapağını kapatarak pişirin. Suyunu çeken pilavın üzerini kağıt havlu yada bir mutfak havlusu ile örterek demlenmeye bırakın. BADEMLERİN HAZIRLANMASI: Bademleri bir kaseye alın ve üzerini geçecek kadar sıcak su ekleyerek bekletin. Daha sonra kabuklarını ayıklayarak kurulayın. Tavaya yarım yemek kaş tereyağ alın ve bademleri ekleyerek pembeleşene kadar kavurun. DUVAĞI İÇİN: MALZEMELER: 5 yem kaş zeytinyağ + 1 tatlı kaş Tereyağ 1 ad Kuru soğan + 2 diş Sarımsak 6-7 dal ince kıyılmış Maydanoz 1 çay kaşığı karabiber,kırmızı biber ,yenibahar 1 tatlı kaş Tuz Badem Kuru soğan ve sarımsakları küçük doğrayın. Bir tavaya zeytinyağını alın ve soğan,sarımsakları ekleyerek kavurmaya başlayın. Kıymayı ilave ederek kavurmaya devam edin. Suyunu çeken kıymaya,tuz,karabiber,kırmızı toz biber,yenibahar ekleyin,karıştırın. Üzerini süslemek için kavrulan bademlerin bir kısmını ayırdıktan sonra geri kalanları kıymaya ekleyin. Maydanozları ekleyin ve tereyağ ilavesiyle karıştırın. Servise almak için kelepçeli bir kalıp işinizi kolaylaştıracaktır. Kalıba demlenen pilavı eşit yükseklikte yerleştirin ve düzeltin. Üzerine kıyma karışımını yerleştirin. Ayırdığınız bademler ve az maydanoz yaprakları ile süsleyin. İşte bu kadar,görüntüsü ve lezzeti ile ana yemek yerine geçecek bir akşam yemeği hazır. Hepinize afiyet olsun. Sevgiyle...🧡🧡🧡

60 YILLIK BİR SİNEMA GELENEĞİ ''FRİGO''NUN TARİFİ NEDİR?NASIL HAZIRLANIR?

Merhabalar sevgili dostlar, Ülkemizde özellikle bu yaz sıcakların artışı ile birlikte,yiyecek içeceklerimize daha bir dikkat eder olduk.Serinlemek maksadıyla da soğuk yiyecek ve içecekler ilk tercihlerimiz arasında yerini almakta.. Bugün sizleri bir nostalji yolculuğuna çıkarmak istiyorum. 60 yıllık bir Sinema Klasiği; FRİGO Ülkemizde ilk üretimi 1953 yılında yapılan ve o dönemlerde yalnızca sinemalarda ,tahta kutular içinde satılan,yazlık sinemaların dondurma niyetine,serinlemek için sattığı ve çok tercih edildiği yiyeceği.. Belirli yaş gruplarının özlemle hatırladığı,açık hava yazlık sinemaların neredeyse sembolü olan,film arası,satıcının boynuna astığı ahşap kutular içinde,üzeri buzlanmış paketi ile,satıcının kutuya vurarak ''Frigo buzz''diye sıra aralarında dolaşarak sattığı çok severek tükettiğimiz FRİGO.. 1969 yılında İtalya da üretimine başlanan Frigo,çok sevilmesiyle yıllar içinde üretim hacmini büyüterek ,üretim faaliyetlerini sürdürmekle birlikte,1953 yılında Ülkemizde Alaska Frigo Dondurması olarak tanıdığımız,lezzetiyle de İstanbulluları kendisine hayran bırakan,on dakikalık sinema aralarının keyifli eşlikçisi,1976 yılında üretim tesisini ve kapasitesini önemli ölçüde arttırmıştır. 1990'lı yıllara kadar Türkiye de ilk ve tek soğuk yiyecek özelliğini korusa da,yabancı bir firmanın ve markanın (bugün hali hazırda bildiğiniz)Ülkemize girişiyle,soğuk yiyecek çeşitlerinin artışı,Frigo'yu 1997 yılında sıkıntıya sokmuştur.Halkın çeşitli soğuk yiyecek denemeleri sonucuda o çok sevilen ''Frigo''tabiri caizse gözden düşmüştür.Bu yüzdendir ki ,bizlerde o çok sevdiğimiz ve bizleri çocukluk günlerimize götüren Frigo'yu bulamaz olduk. 2014 yılından itibaren bir Türk firmasının ,aynı lezzette üretimi ile,yaz aylarında,dondurma standlarında satışına başlanmış olsa da,o eskinin keyfini maalesef bulamıyoruz. ''Eskiler mi güzeldi,yoksa bizler mi eskidik''demeden edemiyeceğim. Bugün bende,o güzel günlere,çocukluk günlerimize ,yazlık sinemalar da keyifle yediğimiz,satıcının ahşap kutunun altına vurarak çıkardığı sesi duyarcasına,özlemle,kendi mutfağımızda,aynı özenli paketlenmesi ve lezzeti ile pişirelim ve folyo'lara sararak buzluklarımız da yerini alsın. Normallerin üzerinde seyreden hava sıcaklıklarına,elinizin altında,buz gibi,FRİGO BUZZZ... MALZEMELER: 1 lt Süt 1,5 su bar.Toz şeker 2 yem kaş. Pirinç Unu 2 yem kaş Un 4 yem kaş Kakao 125 gr Tereyağ 2 paket Vanilya 2 damla limon esansı (tercihe bağlı) 100 gr Bitter Çikolata 1 çay bar,Fındık kırığı (tercihe bağlı) HAZIRLANMASI: Pirinç unu,un ve kakaoyu tencereye alın ve karıştırın. Sütü yavaş yavaş ekleyerek pürüzsüz kıvama getirin. Toz şekerini ekleyin. Orta ateşte devamlı karıştırarak koyu kıvam alana kadar pişirin. Kıvam alan karışımı ateşten indirin ve tereyağ,çikolata,vanilya ve limon esansı ekleyerek karıştırın. Mikser ile 10 dakika çırparak pürüzsüz hale getirin. Fındık kırıklarını ekleyin ve spatula ile karıştırın. 24x24 kare borcamı strech'le kaplayın. Ilık hale gelen frigo'yu kaseye aktarın ve üzerini düzleştirin. Strech'le üzerini örtün ve buzluğa kaldırın. En az 5-6 saat yada geceden pişirip tüm gece buzlukta bekletin. Buzluktan çıkardığınız frigoyu biraz beklettikten sonra (rahat kesilmesi için)dikdörtgen olacak şekilde dilimleyin. Aynı boyutlardan biraz büyük folyoları keserek hazırlayın ve frigolarınızı folyolara sarın. Buzluğunuzda elinizin altında her an ikram edebileceğiniz ''Frigo''larınız hazır.. (Buzlukta muhafaza edin) Afiyet olsun. Sevgiyle...🧡🧡🧡

KİLİS MUTFAĞI,ORUK KEBABI NASIL HAZIRLANIR?TARİFİ NEDİR?

Merhabalar sevgili dostlar, Akdeniz bölgesinden GüneyDoğu Anadolu'ya geçiş alanında bir sınır kenti ''KİLİS'' M.Ö 500 ve 700 yılları arasında Asur,Med, Pers İmparatorlukları yönetiminde kalmış,Büyük İskenderin Pers devletini yıkmasıyla Roma İmparatorluğuna bağlanmış, M.S 636 yılında da Bizans İmparatorluğunun bir kenti olmuştur. 1818 yılından 1931 yılları arasında bir çok kuraklıklar,depremler,veba salgınları geçirmiş ve nihayetinde 7 Aralık 1921'de düşman işgalinden kurtularak rahat bir nefes alan şehrimiz. Kilis,doğası ve yerleşmeye elverişli coğrafyasıyla tarihsel süreç içerisinde bir çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Osmanlı döneminde Halep iline bağlılığı nedeniyle,Kilis mutfağı,Türk mutfağının özelliklerini taşımakla birlikte,Halep mutfağının özelliklerini de yemeklerine yansıtır. Ön planda yağlı ,baharatlı yemekler olmakla birlikte,zeytinyağlı yemekler de Kilis mutfağının vazgeçilmez çeşitleri arasındadır. Kendine has yemekleriyle zengin bir yapıya sahip Kilis mutfağı,''Günlük Pişen Yemekler''ve ''Özel Günlerde Yapılan Yemekler''olarak ikiye ayrılmıştır. Yemeklerin temeli et ve bulgur üzerine olmakla birlikte,mevsimine uygun olarak sebze yemeklerini de görebiliriz. Kilis mutfağının vazgeçilmez bir diğer besin kaynağı da ''Zeytinyağı''dır. Yörede yetiştirilen yüksek kaliteli zeytinlerden elde edilen,hemen her Kilis'linin mutfağının vazgeçilmezidir zeytinyağı... Yemekler de damak zevkine önem verilmekle birlikte,pişen her bir yemeğin özelliğine göre baharat kullanımına ve yemeğin lezzetine önem verilir. KEBAP'lar,Türk Mutfağında önemli bir yere sahip olmakla birlikte,yörelerin kültür ve farklı lezzetleri ile tatlandırılarak,yörelerin coğrafyasını da kültürel yapılarını,yemek yeme alışkanlıklarını da bizlere anlatır. Ve hemen her birimizin damak zevkine uygun mutlaka bir çeşiti bulunmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu,Fatih dönemine baktığımızda,yazılı kaynaklara göre,Saray Mutfağında ,SÜD KEBABI adı altında ,şiş yardımıyla et'in ateş üzerinde yavaş yavaş pişirilmesi ve pişerken etin yağının,alta konulan içi pirinç dolu tencereye akması ve pilavın bu yağ ile pişirilmesi anlatılmaktadır. Böylelikle Saray Mutfağında da ''Kebap''a rastlamaktayız. Ve gelelim bugün ki tarifimize; ORUK KEBABI,Kilis Mutfağının ilk akla gelen yemek çeşitlerinden bir tanesidir.Dış mekanların aksine ev ortamında da rahatlıkla hazırlıyabileceğiniz,kalabalık masalar için de son derece uygun,doyurucu ve son derece lezzetli bir yemektir. Sizler için ev ortamında denenmiş ve tarif bire bir uygundur. Haydi buyrun tarifimize geçelim. Hepinize kolay gelsin. ORUK KEBABI MALZEMELER: 550 gr orta yağlı tek çekim Dana Kıyma 1,5 su bardağı İnce Bulgur 1 ad Kuru Soğan 2 büyük diş Sarımsak 1 ad Kapya Biber 1 su bardağı iri doğranmış ceviz Tuz & Karabiber &Kırmızıbiber & Kuru Nane KEBAP YANLARINA Köz Domates & Biber Tırnak Pide HAZIRLANMASI: Bir tepsi içerisine bulguru alın ve yarım su bardağı ılık su ekleyerek karıştırın ve üzerini kapatarak 20 dakika bekletin. Kuru soğanı,kapya biberini ve sarımsakları çok minik olacak şekilde doğrayın bu işlem için varsa zırh kullanabilirsiniz. Sebzelerinizin püre kıvamı alması gerekecektir. Bekleyen bulgura sebzeleri ilave edin ve yoğurun. Bu işlemleri yaparken elinizi ıslatın. Kıymayı ekleyin ve yoğurmaya devam edin. Tuz,biberler ve naneyi ekleyin. En son cevizleri ilave ederek hepsini özleşene kadar yoğurun. Hazırladığınız karışımı 1/2 saat buzdolabında dinlendirin. Mandalina büyüklüğünde yuvarlayın ve tahta şişlere geçirin yada uzun oval köftelerinizin orta kısımları yuvarlak kalacak şekilde şişlere geçirin ve şişten çıkarın.(Kebapların orta kısımları oluk gibi olmalıdır) Fırın tepsinize köfteleri yerleştirin. Yanlarına domates ve biberleri yerleştirin. Üzerlerine zeytinyağ gezdirin. 180 derece de ısıtılmış fırında takribi 30-35 dakika (kontrollü)pişirin. Servis tabağına tırnak pideyi alın. Pidenizin üzerine kebabı ,yanlarına közlenmiş domates ve biberleri yerleştirin. Bu harika lezzeti sevdiklerinizle keyifli sofralarda paylaşın. Afiyet olsun. Sevgiyle...🧡🧡🧡 ORUK KEBABI-3.jpg

LOKMA TATLISI,GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TARİHİ VE TARİFİ NEDİR?PÜF NOKTALARI NELERDİR?

Merhabalar sevgili dostlar, Türk Mutfağının vazgeçilmez tatlılarından,asırlardır süregelen bir gelenek ve kültürel mirasın önemli bir parçası olan LOKMA.. Kökeni ,Osmanlı İmparatorluğuna kadar uzanan,''Lokma'', kelime anlamı Arapça da ''bir lokma''anlamına gelmektedir. İlk zamanlarda dini törenlerde ve özel günlerde hazırlanan Lokma,zamanla günlük hayatın bir parçası haline gelmiştir. Osmanlı İmparatorluğunun,büyük ve görkemli Saray Mutfağında önemli bir yere sahip olan Lokma,saray aşçıları tarafından,padişah'a ve onun misafirlerine sunmak için hazırlanır ve özel tarifleri de geliştirildi.Ve bu özel tarifkerde tatlı,daha da göz alıcı ve lezzetli bir hal almaktaydı. Saray Mutfağından çıkan bu lezzet,zaman içinde halk arasında da yaygınlaşarak günümüze kadar ulaşmıştır.İslam dünyasında uzun yıllardır tüketilmektedir. İslamın erken dönemlerinden itibaren de dini törenler ve özel günlerde dağıtılmasıyla toplumun bir araya gelmesinde katkı sağlamıştır. İslam kültüründe,hayır işlerinin ve yardımlaşmanın önemi büyüktür ve hayır lokması,İslam Dünyasında bereket ve şükran ifadesi olarak görülür.Vefat ve dini günlerde dağıtılan lokma,ölen kişinin ruhuna dua edilmesi ve hayır edilmesi anlamına gelmektedir. Bu gelenek toplumsal dayanışmayı pekiştirdiği gibi,yardımlaşmanın da güzelliğini yüceltir. Lokma,Türk Mutfağında da önemli bir yere sahip olmakla birlikte,Osmanlıdan günümüze kültürel miras olarak kabul edilir. Lokma tatlısının kültürel bağlantıları,tatlının dini ve sosyal bir simge olmasını sağlar. İstanbul'un kültürel zenginliğini yansıtan ve her yıl düzenlenen geleneksel lokma dağıtma etkinlikleri,büyük bir katılımla gerçekleşir. ''Hayır''amaçlı yada ''vefat eden yakınlarımızı''anma adıyla İstanbul başta olmak üzere bir çok büyük şehirlerde ''Lokma Dağıtım Araçları''nı görebiliriz. Zengin tarihi ve kültürel mirasıyla Ülkemizde yapılan bu etkinlikler,sokak lezzetleri olarak da yerini almaktadır. Osmanlıdan günümüze bu lezzetli tatlıyı,evlerimizin mutfaklarında da ustasının pişirdiği şekliyle bizlerde hazırlayabiliriz. Haydi gelin bu hafta ''hayrına''bir lokma dökelim. Şimdiden herkese kolay gelsin. Sizlere vereceğim püf noktalarına dikkat ettiğinizde çıtır çıtır bir lokmayı sevdiklerinizle paylaşacaksınız. LOKMA MALZEMELER: Su bar.ölçüsü-200ml Çay bar ölçüsü-125 ml HAMURU İÇİN: 2 su bar.Ilık Su 1 dolu tatlı kaş.Kuru Maya 1 yem kaş toz şeker 1 çay kaş tuz Yaklaşık 4,5 çay bar böreklik yada baklavalık Un ŞERBET İÇİN: 4 su bar.Toz şeker 3 su bar Su 1 dilim Limon HAZIRLANMASI: Dikkat etmemiz gereken şeylerden biriside şerbetin koyu kıvamda ve soğuk olmasıdır. Tencereye şeker ve suyu alın. Orta ateşte kaynamaya bırakın. Fokurdamaya başlayan şerbete limon ekleyin ve kısık ateşte takribi 25 dakika kadar ,kıvamı koyulaşana kadar,kaynatın. (şerbetin kaynama süresi toplamda 1/2 saat'i bulacaktır) Pişen şerbeti başka bir kaseye aktarın ve buzdolabına kaldırın. GELELİM HAMURUNA: Ilık suyu,şekeri ve mayayı kaseye alın ve karıştırın. 10 dakika,mayanın aktifleşmesini bekleyin. Azar azar unu eklerken tuzunu ilave edin. Bir spatula yada çırpıcı yardımıyla hamuru en az 5 dakika karıştırın. Un topakları olmayan pürüzsüz ele gelmeyen bir hamur olması lazımdır. Hamurun üzerini strechleyin ve 1 saat mayalanmaya bırakın. Bir saat sonunda hamurunuz iki katına çıkmış olacaktır. Hamuru tekrar karıştırarak havasının çıkmasını sağlayın. Kolay yapımı nedeniyle hamuru bir sıkma torbasına alın. Torbanın uç kısmını kesin ve bir mutfak makasını hazırlayın. Sıvıyağını derin bir tencereye alın ve ılık halde ısıtın.(uzun sürede ve dışı sertleşerek kızarması lazım) Sıvıyağın ılık derece de olmasına dikkat edin. Sıkma torbasına aldığınız hamuru makasla keserek toplar halinde yağa bırakın. Ve devamlı karıştırarak hamurların eşit kızarmasını sağlayın. Nar gibi kızarak hamurları soğuk şerbete bırakın ve 3 tur şerbette karıştırarak servis tabağına aktarın. Hamurunuz bitene kadar aynı işlemi tekrarlayın. Önemli püf noktası;şerbetin koyu kıvamda ve soğuk olması,kızartma yapacağınız yağın ılık olmasıdır. Bu iki püf noktasına dikkat ettiğinizde aynı dışarıda yediğiniz gibi ''çıtır lokmalar''kendi tabağınızda yerini alacaktır. Hepinize Afiyet ve hayır olsun. Sevgiyle...🧡🧡

AŞURE TARİFİ VE GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE HİKAYESİ NEDİR?NASIL HAZIRLANIR?NASIL PİŞİRİLİR?

Merhabalar sevgili dostlar, Geçmişten günümüze ,İslam da olduğu kadar,Hristiyanlar da ve Musevilerde de farklı isimlerde,Aşure geleneği,çeşitli organizasyonlarda,özel günler ve kutlamalarda,görsel şölenine uygun,lezzeti ve sunumu ile,her yıl ''Aşure Günü''olarak devam etmektedir. Aşure geleneği,uygulanan toplumlarda,yüklenen anlama göre,tatlının içerisine giren malzemeler ve tarihi de değişiklik gösterir. Malzeme olarak zengin olan bu tatlının,bereketi temsil ettiğine inanılır. Mezopotamya'dan tüm dünyaya yayılan AŞURE kelimesinin kökeni Arapçadan gelmekte ve ''10''manasına gelen ''AŞARA''kelimesinden türemiştir. İslam Dünyası,Hicri takvime göre Muharrem ayının 10.gününden itibaren pişirmeye başlar ve 1 ay boyunca da devam eder. Musevilik inancında ''Büyük Kefaret Günü''içinde aynı kelime kullanılır.Ermeniler 6 Ocak'ta ''Anuş-Abur''yaparlarken,Rumlar ise,Aşurenin benzeri olan.''Koliva''dedikleri bir tatlı yaparak kilisenin kapısında dağıtırlar. Buradan anlıyoruz ki ,AŞURE,pek çok kültürde kutsal sayılan bir yiyecektir. Tarihçesine baktığımızda,hepimizin bildiği,Hz.Nuh ile başladığı rivayet edilir. Tahmini olarak M.Ö 3000'li yıllarda,Hz.Nuh'un peygamberliğini kabul edenlerle birlikte ,bir gemi inşa ederek,Allahın buyruğu üzerine,yanlarına 1 dişi 1 erkek tüm hayvanlardan alması,dünyadaki tüm bitkilerden ve tohumlarından alarak yola çıkmaları,fakat büyük bir tufan sonucu,bütün yer yerin sular altında kalması sadece Hz.Nuh'un gemisinde olanların kurtularak,suların çekilmesi nihayetinde,takvimler Muharrem ayının 10.gününü gösterdiğinde,geminin Cudi dağının zirvesine oturduğu ve gemide bulunan ve kalan malzemelerle,kocaman bir kazanda pişirilen yemek,bugün severek yediğimiz AŞURE olarak ortaya çıkmıştır. Tarihi ve hikayesi nedeniyle gelenek haline gelen ve pişirilen Aşure'nin şifalı olduğuna inanılır ve pişirilen evlerde önce çocuklara ve varsa hastalara ikram edilir. Ne kadar çok dağıtılıp paylaşılırsa evlerinin o kadar bereketli olunacağına inanılır.Ve bereketinin kaçmaması için aşure verilen kap'ın yıkanmadan iade edilmesi istenir. İçeriğinde birbirinden lezzetli malzemeler barındıran Aşure,herkesin elinden farklı çıksa da,pişirilen evlere bolluk,bereket,şifa getirmesi dileğiyle,dualarınız kabul olsun. Afiyetler olsun. AŞURE MALZEMELER: 3 su bar.Buğday 1 su bar.Nohut 1 su bar Kuru Fasulye 1/2 su bar Pirinç 5 su bar Toz şeker 1 çorba kasesi kuru kayısı 1 çorba kasesi kuru incir 1 çorba kasesi kuru üzüm 5 ad Karanfil 1 ad portakal kabuğu rendesi 1 yem kaş gül suyu 1 yem kaş nişasta Takriben 8 su bar Su ÜZERİNİ SÜSLEMEK İÇİN; Dolmalık fıstık,fındık,nar,badem.tarçın ,dolma üzümü,incir,ceviz (isteğe bağlı ) HAZIRLANMASI: Buğday,nohut ve fasulyeleri ayrı kaselerde bir gece önceden ıslatın. Aşurenin pişimine başlayalım. Buğdayınızı bir kaç sefer bol su ile yıkayın ve kara suyunu tamamen çıkarsın. Düdüklü tencereye alın ve suyunu ekleyerek,buğdaylar çatlayıp yumuşayana kadar pişirin. Nohut ve fasulyeleri de haşlayın,nohutların kabuklarını ayıklayın. Pişen buğdayı büyükçe bir tencereye suyuyla birlikte aktarın. Eğer suyu azaldıysa bir miktar daha sıcak su ekleyin. Nohut,fasulye ve şekerini ekleyerek kaynamaya bırakın. Ara ara karıştırın ve su miktarını kontrol edin.Su miktarı akışkan olmalıdır,çünkü Aşure soğudukça katı kıvama gelir.Onun için nişasta sadece eğer suyunu fazla kaçırdıysanız kıvam alması için gerekecektir. Kayısıları ve incirleri de ayrı kaplarda bir taşım kaynatarak dilimleyin. Kuru üzümleri yıkayın ve kaynamakta olan aşureye ekleyin. Karanfilleri bir tülbent içine alın ve aşure tenceresinin kenarından içine sarkıtın. Karanfilleri 15 dakika kalması yeterlidir. Akışkan ve bütün malzemelerin birbiri ile bütünleştiğinde kayısıları ve incirleri ekleyin ve incirin aşurenin rengini karartmaması için 5 dakikadan fazla kaynatmayın.(Aşurenin renginin kara olmaması önemlidir) Gül suyunu gezdirerek ateşten indirin. Kaselere bölüştürdüğünüz Aşurenizin üzerini istediğiniz malzemelerle süsleyin. Afiyet olsun. Sevgiyle...🧡🧡🧡 .

DALYAN KÖFTE NASIL HAZIRLANIR ?TARİFİ NEDİR?

Merhabalar sevgili dostlar, Genellikle Marmara ve Ege Bölgelerinde sıkça pişirilip,özellikle de misafir sofralarında ikram edilen,bazen Rulo Köfte bazen Dalyan Köfte bazen de Rosto Köfte adıyla bilinen lezzetli ,gösterişli bir ana yemeğimiz bugün ki konuğumuz.. Adı nereden geliyor diye baktığımızda ,geleneksel bir İtalyan yemeği olan ''Talyan Köfte''sonradan ''Dalyan Köfte''haline dönüşmüştür.Evliya Çelebi Seyahatnamesinde ,Evliya Çelebinin İtalyanlara ''Talyan''diye hitap ettiği bilinir. Çok farklı malzemelerle yapıldığı,bizlerin bildiği sebze ve haşlanmış yumurtanın dışında,ciğer ezmesi gibi,bol çeşnili hazırlandığı,ayrıca rulo haline getirildikten sonra,üzeri milföy hamuru ile kaplanarak,örgü deseni gibi şekillerde süslenerek fırınlandığı da bilinir.(Beef Wellington gibi). KÖFTELER olarak genele baktığımızda,kökeninin OrTa Asya ve Mezopotamya olarak kabul edildiğini,bir çok yazıt ve kitabede ezik et anlamına gelen ''Kufette''diye söz edildiği görülmektedir. Dünyanın hemen her yerinde ,her mutfağında önemli bir yere sahip olan ''Köfteler''in,bu Coğrafyadan yayıldığı kabul edilmiştir. Ülkemizde Ege ve Marmara Bölgelerinde sıkça hazırlanan bir yemek olmakla birlikte,Muğla Bölgesine ait olduğu bilinir. İtalya'dan Türkiye'ye olan yolculuğunda,çok az farklılıklar gösterse de ,günümüzde de hala davet sofralarında yerini almaya devam eder. 3000 yıllık geçmişiyle ''KÖFTELER'',kesin bir sonuca ulaşılmamış olsa da Türkiye de 290'dan fazla çeşidiyle,her Bölgenin,o Bölgeye has coğrafyasının ve halkın damak lezzeti ile birleşerek ortaya çıkan çeşidiyle,Türk MUtfağı yemekleri arasında yerini almaktadır. Türk Mutfağının vazgeçilmez lezzetlerinden biri olan ''Köfte'',kültürel zenginliğimizinde bir yansıması olarak bir çok çeşiti ile,yediden yetmişe hepimizin damağına hitap eden,sevilerek tüketilenyemekler listesinde üst sıralarda yerini korumaktadır. Rumeli gibi farklı topraklardan Ülkemize göç eden ustaların,Tekirdağ'a göçü ile ortaya çıkan ''Tekirdağ Köftesi'',1900'lü yılların başında Balkan Türklerinin Bursa İnegöl'e yerleşimiyle ortaya çıkan ''İnegöl Köftesi'',mahalle kasaplarının özenle hazırlayıp sattığı ''Kasap Köfte''gibi daha birçok çeşidi olmakla birlikte,çocukluğumuzdan damağımızda lezzeti kalan ''Anne Köftesi''yani ''Cızbız Köfte''hepimiz için sanırım ilk sıradadır. Bu hafta Köfteler arasında ''DALYAN KÖFTE''ye yer verelim ve hem lezzeti hem gösterişli sunumu ile ,özellikle ''benimki olmuyor ,üstü çatlıyor''diyenlere ,uzun kek kalıbınızda kolayca hazırlıyabileceğiniz,bu tarifi sizler için deneyerek hazırladım. Şimdiden hepinize kolaylıklar diliyorum. DALYAN KÖFTE MALZEMELER: 500 gr Dana döş tek çekim Kıyma 1 ad Kuru Soğan rendesi 1 ad orta boy Havuç rendesi 1 çay bar.Bezelye 2 diş Sarımsak 7-8 dal ince kıyılmış Maydanoz Tuz-Karabiber 4 ad Haşlanmış Yumurta 2 yem kaş Galeta Unu 1 ad Yumurta akı HAZIRLANMASI: Kıymayı bir tepsiye alın ve soğan rendesi,havuç rendesi.bezelye ,maydanoz,sarımsak (dövülmüş),ile karıştırın. Galeta unu ve yumurta akının yarısı ile toparlayın. Köfte karışımını yarım saat buzdolabında dinlendirin.(Geceden de hazırlıyabilirsiniz) Dikdörtgen kek kalıbını bolca tereyağ ile yağlayın. Dışarı sarkacak şekilde yağlı kağıt ile kaplayın. Köfte karışımının yarısını kalıba yerleştirin. Orta kısmına haşlanmış yumurtaları dizin. Kalan köfte karışımını üzerine kapatın ve yanlarını tamamen kaplayın. Kalan yumurta beyazını köftenin üzerine sürün ve yanlara sarkan yağlı kağıt ile üzerini kapatın. 180 derece de ısıtılmış fırında takribi 30-35 dakika (üzeri tamamen kızarana kadar)pişirin. Kalıptan çıkarın ve servis tabağına yerleştirin. ÜZERİNE SOS: 1 yem kaş Domates salçası 1 yem kaş Biber püresi 1 yem kaş zeytinyağ az tuz 1 su bar su HAZIRLANMASI: Domates ve biber salçalarını bir kaseye alın. Zeytinyağ ekleyerek kısık ateşte karıştırın. Az tuz ve suyunu ekleyerek pişirin. (Salça yerine domates rendesi ile de hazırlıyabilirsiniz) GELELİM SERVİSİNE: Dalyan Köftenizi uzun bir servis tabağına alın. Üzerine domates sosunu gezdirin. Tabağınızı maydanoz ve domates dilimleri ile süsleyin. Beyaz tereyağlı pilav köftenizin yanına çok yakışacaktır. Arzu ettiğiniz büyüklükte dilimleyerek ikram edin. Afiyet olsun. Sevgiyle🧡🧡

MEDYA DA BİZ-YENİ ÇAĞRI GAZETESİ NEŞEM ÇELİK YEMEK KÖŞESİ

ANALI KIZLI YEMEĞİ NEDİR?HİKAYESİ NASILDIR?HANGİ YÖREYE AİTTİR?

Merhabalar sevgili dostlar, ANALI KUZULU yada bizlerin bildiği adıyla ''ANALI KIZLI''... Malatya,KahramanMaraş,Diyarbakır,Gaziantep,Tarsus ve Adana gibi bölgelerde daha çok bilinen yöresel bir yemek olmakla birlikte,gerçeğinin tam olarak hangisi olduğu bilinmeyen bir kaç hikayesi bulunmaktadır. En sık rastladığımız hikayesinde şöyle der; 7 tane erkek çocuğu olan bir annenin,hep bir kız çocuğu olsun diye kurduğu hayalin,yıllar sonra dileğinin gerçekleşmesi sonucu bir kız çocuğuna sahip olması ve kızını üzerine titreyerek büyütmesidir. El bebek gül bebek büyüttüğü,gözünden bile sakındığı kızı büyür ve bir genç kız olur.Kızını kimselere layık göremeyen anne,kızını istemeye gelenleri geri çevirir.Gel zaman git zaman,kızı bir gence aşık olur ve annesinin izin vermemesi üzerine sevdiği gence kaçarak evlenir. Kızının onu terk ettiğini düşünen anne,üzüntüden yataklara düşer ve hastalanır. Bir süre sonra annesinin üzüntüden yataklara düştüğünü öğrenen kızı,eşiyle birlikte annesinin elini öpmek ve gönlünü almak için baba evine gelir. Sevincinden havalara uçan ve iyileşen anne,kızı ve damadının dönüşü şerefine bir ziyafet hazırlar ve kendi elleriyle bir yemek yapar. Kimi kaynaklara göre 7 gün 7 gece,kimi kaynaklara göre 40 gün 40 gece boyunca süren ziyafette,kızına düşkün annenin ellerinden çıkan bu özel yemeği tüm ahali yer ve çok beğenir.O gün bugündür bu yemekte ki büyük köfteler ''Anneyi'',küçük köfteler ''Kızını''temsil etmektedir. Adana da ''ANALI KUZULU'',Malatya'da ''ANALI KIZLI'' olarak hala sevilerek tüketilen bu yemek,tek başına doyurucu,besleyici ve biraz da uğraştırıcı bir yemektir. Genellikle büyük ve kalabalık sofralar için,imece usulü hazırlanır ve pişirilir. Bir çok yöremizde bilinen ve sevilerek pişirilen bu yemek aslında hangi bölgeye aittir?denildiğinde,2021 yılında,Malatya Belediyesi Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından,Coğrafi işareti olarak ,Malatya ile özdeşleşmiş olmuştur. Yöresel lezzetlerimizin sevilen yemeklerinden birisidir ve bir çok yörede ufak tefek farklılıkları ile göze çarpar. Kimilerinin yemek ,kimilerinin çorba dediği,yaşadığımız bu bereketli topraklarda,her bölgenin kendine has,damak tadı,kendine özgü yemek kültürü bulunmaktadır. Bölgeden bölgeye farklılıklar gösteriyor olsa da,damaklarda eşsiz bir tat bırakan ''ANALI KIZLI''ya ve başta Malatya olmak üzere severek pişirilen ve tüketilen tüm illere selam olsun. Her ne kadar biraz uğraş verici olsa da,bu lezzeti denemek ve sevdikleri ile paylaşmak isteyenler için buyrun tarifine.. Şimdiden hepinize kolay gelsin. ANALI KIZLI MALZEMELER: Hamuru için: 2 su bar.İçli köftelik Bulgur 2 yem kaş İrmik 250 gr,Kıyma (2 kez çekilmiş yağsız kıyma) 1 ad Yumurta Tuz Aldığı kadar oda sıcaklığında su HAMURUN HAZIRLANMASI: Yoğurma tepsisine bulguru alın. Üzerine kıymayı,irmiği,yumurtayı ve tuzu ekleyerek karıştırın. Elinize azar azar su alarak hamur kıvamına gelecek şekilde yoğurun. Takribi 20 dakika yoğurmanız gerekebilir. Özleşen ve yumuşayarak hamur haline gelen karışımın üzerini strech ile kapatın. İÇ HARCI: İç harcını önceden yada geceden hazırlayarak buzdolabında bekletmekte fayda var. 3 ad Kuru soğan 250 gr Kıyma (orta yağlı) 3 yem kaş Tereyağ Tuz&Pul Biber&Karabiber HAZIRLANMASI: Kuru soğanları küçük doğrayın. Tavaya alın ve tereyağ ilavesi ile kavurun. kıymasını ekleyerek kavurmaya devam edin. Tuz ve biberleri ekleyerek karıştırın. Başka bir kaseye aktarın ve yağı donuk hale gelene kadar buzdolabında soğutun. GELELİM KÖFTELERİ HAZIRLAMAYA: Hamurun bir kısmını mandalina büyüklüğünde yuvarlayın ve içli köfte olacak şekilde oyarak çanak haline getirin. İçlerini kıymalı harç ile doldurun ve ağız kısımlarını kapatarak yuvarlayın. Bir kısım bulgur hamuru ile de misket büyüklüğünde köfteler olacak şekilde yuvarlayın. ŞİMDİ GELELİM HEPSİNİN PİŞMESİNE: ÖNCE SOSUNU HAZIRLAYALIM. SOS İÇİN: 1 ad Kuru soğan 1 su bar Haşlanmış NOHUT 1 yem kaş Domates salçası Tuz - Pul biber - Karabiber (Damak lezzetinize göre) 3 su bar sıcak su 1 kahve fincanı zeytinyağ HAZIRLANMASI: Kuru soğanı küçük doğrayın. Tencereye zeytinyağını alın ve soğanları ekleyerek kavurun. Salçayı,tuzunu ve biberleri ekleyin. Suyunu vererek bir taşım kaynatın. Nohutları ilave ederek 10 dakika pişirin. Kaynayan karışıma hazırladığınız büyüklü küçüklü köfteleri ekleyin. Köfteler suyun üzerine çıkana kadar pişirin. İşte ANALI KIZLI yemeğiniz hazır... Arzuya göre servis ederken üzerine tereyağında kızdırılmış kuru nane gezdirebilirsiniz. Afiyet olsun. Sevgiyle..🧡🧡🧡